e
sv

3. Dünya Savaşı’nda Türkiye

3. Dünya Savaşı'nda Türkiye
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

3 Dünya Savaşı’nda Türkiye. Dünya şu ana kadar iki büyük harp gördü. Birinci Dünya Harbi ve İkinci Dünya Harbi. Birincisinde birkaç milyon insan hayatını kaybederken sadece yirmi beş yıl sonra çıkan ikinci savaşta yirmi beş milyon insanı kaybettik. Dünyada bu çapta büyük savaşların çıkmasının birkaç sebebi var. Çok karmaşık da olsa aslında belirli sebeplere dayanıyor. En önemli büyük bir sistem ve güç değişiminin arefesinde olur bu tür olaylar. Dünyanın yerleşik gücünün değişme zamanı gelmişse böyle büyük bir çatışmayla onlarca ülkenin hatta dünyanın yarısının katılımıyla bu gerçekleşir. Ve bu savaşta mevcut büyük güç gücünün sonuna geldigi için kurda kuşa yem olur tabiri caizse.

Mesela Birinci Dünya Savaşı’nda büyük güçler imparatorluklardı.

Bunlardan birisi de Osmanlı İmparatorluğudur. Artık bu imparatorlukların güçlerini devam ettiremeyeceği sinyalleri gelmişti, her şey o noktada başladı. Bu büyük gücü parçalamak küçük küçük ayrıştırıp çakallara yem etmek an meselesiydi… Peki Üçüncü Dünya harbi olursa nasıl olacak ve Türkiye’nin durumu ne olacak?  Dünya iki büyük harp gördü ve bunlar çok kısa zaman aralıklarıyla gerçekleşti. Bu da Dünyadaki güç dengelerinin kısa sürede degiştigi anlamına gelir.  Günümüzde güç dengeleri çok hızlı degişmeye başladı ve yüz yıllık düzen bozulmak üzere.

3 Dünya Savaşı’nda Türkiye

Her büyük devirden sonra yeni düzen oturana kadar büyük çatışmalar olur bu normaldir. Birinci  Dünya Harbinde imparatorlukları paramparça edip yeni bir düzen oluşturdular. Bunlar arasında en güçlü olanlardan biri Osmanlıydı. Böyle bir durumda harbe katılmamak diye bir şey yok gibidir. Hedef siz olduğunuz zaman bir şekilde içine çekilirsiniz. Ya sevdirerek ya da zorla. Ne olduğunu bile anlamadan bir anda tüm gücünüz silinir.

İkinci Dünya Harbi ise Almanya‘nın üzerinden gidiyor denilebilir genel anlamda. Almanya gibi birkaç güçlü ülkenin var olan mevcut güçlerinin sonu olmuştu bu. Almanya ilginçtir Birinci Dünya Harbi’nde de hedefti ve parçalanmıştı.  Her iki dünya harbinde de yenilen bu devlet, şu an hala dünyanın en güçlü ülkeleri arasında. Almanların ne kadar başarılı olduklarının bir ispatı. Günümüzde durum bundan biraz daha karışık. Henüz renkler tam belli olmasa da az çok taraflar kendilerini göstermeye başlıyor. Günümüzde dünyanın asıl güçleri son yüzyılda Batı ülkeleriydi. Son yıllara kadar da öyleydi. Fakat yaşanan son süreçler bir devir teslim sürecinin yaşanacağına işaret ediyor.

3. Dünya Savaşı'nda Türkiye

3. Dünya Savaşı’nda Türkiye

Batının çatırdama sesleri duyuluyor açık şekilde. Batı Amerika önderliğinde bir imparatorluk kurmuş durumda. Bu resmi bir imparatorluk degil, ama sistem aynı imparatorluk gibi. Karşılarında tüm Dünya var. Nasıl ki geçen yüzyılda büyük güçler parçalandıysa bu yüzyılda da eğer bir harp çıkarsa, herkes Amerika’ya baksın. Burada parçalanacak ve zenginliği bölüştürülecek ilk ülke Amerika Birleşik Devletleri olacaktır. Dünyanın gidişatı bize bunu gösteriyor. Böyle durumlarda aslanlar çakallara yem edilir. Burada aslan grubun lideri yani dünyayı yöneten ülke ya da ülkelerdir.

Bu yüzyılın aslanı Amerika olduğu için bütün oklar orayı gösterecektir. Amerika‘nın geniş coğrafyası, zengin yeraltı kaynakları var. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin ne kadar bilim çağında olsak da ham madde ve toprak hiçbir zaman önemini yitirmez bu her zaman böyle gidecektir. Amerika’nın  en büyük mirası bilimdir. Batının çöküşü hızlandıkça doğu ülkelerinin yükselişi daha büyük bir ivme kazanıyor. Tüm  dünya nüfusunun yaklaşık yarısı Güney Doğu Asya’da birikmiş durumda. Dünyanın geleceğinin bu coğrafyalarda oldugu açık net ortada. Düğümü buradaki ülkeler çözecek.

Bir yükseliş de olsa çöküş de olsa burada başlayacaktır.

Batı ülkeleri afrikanın ve diğer bölgelerin coğrafyalarını yüzyıllarca sömürüp zengişleşmişti. Bu sömürülen ülkelerin şuan çok az bir kısmı yükselişte. Bunların başını Hindistan çekiyor. Hindistan kişi başı gelirde zayıf olsa da nüfusunun büyüklüğünden dolayı gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Kendisini sömüren İngiltere’yi yakında geçecek. Avrupanın bütün ülkelerini tek tek geçmeye devam eden Hindistan gelecekteki bir kutuplaşmada acaba daha önce kendisini sömüren efendilerinin yanında mı yer alır yoksa intikam mı almaya çalışır bu şimdilik bilinmese de, mantık onlara karşı olması gerektiğini söylüyor. Çin ve Hindistan bölgenin yükselen gücü ama kendi aralarında da bir çekişme var. Geçen hafta Çin ve Hindistan sınırında ciddi bir gerginlik yaşanmıştı. Dünya bu iki devletin aralarında gizliden bir çekişme oldugunu bilse de doğrudan karşı karşıya gelmelerine pek şahit olmamıştı.

3 Dünya Savaşı’nda Türkiye

Hindistanda yaşayan iki yüz milyondan fazla müslüman nüfus var. Her ülkede böyle azınlıklar ülkenin geleceğinde büyük ayrışmalara sebep olabilir. Hindistan’ın müslümanlara kimlik vermeyi reddetmesi ve müslümanları dışlaması bu dev nüfuslu ülkenin ilerde bir kıvılcımla ateşe atılabileceginin göstergesidir. Ülkenin yedide biri olan müslümanlar eğer daha fazla ezilirse ilerde Hindistan iyice karışabilir. Ülke büyük bir kaosa sürüklenebilir. Ayrıca yanı başında halihazırda büyük problemler yaşadığı Pakistan’ı da unutmamak gerekir. Pakistan böyle bir durum yaşanırsa avantajlı bir aşamaya geçebilir. Türkiye bu durumda ne yapacak?

Türkiye üçüncü dünya harbi olduğunda eğer yeterince güçlenmemişse mecburen büyük bir bloğun çatısı altına girip yok olmamak için mücadele edecek. Son yıllarda Türkiye’nin gelişen silah sanayii Türkiye’nin adeta büyük bir hazırlık yaptığına işaret etmektedir. Türkiye özellikle s400 sistemlerini aldığında bütün batı ve Amerika irkildi, bu korktuklarında değil, şaşırmalarından kaynaklanıyordu. Yani buna ne gerek vardı? Yıllarca yanınızda büyüyen bir çocuğun bir anda yaşından beklenmeyecek bir hareket yapması gibi bir durumdu bu. Türkiye ortalama güçte bir ülke olduğu için kendi cüssesinden daha büyük silahlara yeltenmiş oluyor. S400 Türkiye’nin son yüzyılda küresel çapta attığı en büyük adımlardan biri, sembolik olarak. Verdiği mesaj itibariyle büyük bir adımdı. Türkiye özellikle siha alanında ciddi ilerlemeler kaydetti.

Artık Dünya insansız savaş jetlerine doğru gidiyor. Burada insansız hava araçlarının önemi gözle görülür bir düzeyde. Türkiye Osmanlı’nın kuruluşundan bu yana bütün ilişkilerini batıyla yaptı. Osmanlı zamanında batıyı hallaç pamuğuna çeviren bu ülke günümüzde ise dünyanın genel gidişatına göre artık ekonomik ilişkilerle batıyla ilişki kuruyor. 3. Dünya Savaşı'nda Türkiye

3 Dünya Savaşı’nda Türkiye

Ticaretinin yüzde altmışından fazlasını batıyla yapıyor. Fakat Batının Çin liderliğindeki yeni birliğe karşı dayanamayıp çatırdaması Türkiye’yi en başta bir boşluğa itecektir. Türkiye bu boşluk hissini yaşamamak için daha kaygan bir zeminde hareket ediyor. Mobilize bir ilişki türünü seçmiş durumda.

Otuz yıl belki yüz yıl sonrasını düşünerek hareket etmek en mantıklısı olacaktır. Türkiye bu sebeple tüm Batı ülkelerinden farklı olarak yükselen yeni güce de entegre olmaya çalışıyor. Bu sadece denge politikasıyla sürdürebilecek kadar basit değil. Burada bir noktadan sonra artık gerçek anlamda taraf seçmek gerekecektir. Bir çitanın aslana hissettirmeden onun bölgesinden geçmesi gibidir. Zamanlama o kadar önemli ki ölümcül olabilir. Yapılacak hataların bedeli çok ağır olabilir. Burada bin yıllık bir geleneği bir anda değiştirmenin ne kadar zor olduğunu bedelleri olacağını çok iyi görmek gerekir.

Bizde pirince giderken evdeki bulgurdan olma durumu diye bir tabir vardır. Eğer adımı yanlış atarsak aynı durumu yaşarız. Bu tür sorunlarla karşılaşmamanın en garanti yolu kendi gücünü arttırmaktır. Türkiye bu sebeple ölüm kalım gibi gördüğü silah sanayisine inanılmaz derecede büyük yatırımlar yapıyor. Türkiye’nin bir avantajı daha var, dünyanın dörtte biri Türkiye’ye gönülden bağlı. Müslümanlar şu an en zayıf dönemini yaşıyor.  Ortaçağda  altın  çağını  yaşayan  müslüman ülkeleri  yeni ve yakın çağda da oldukça güçlülerdi. Şimdi bir geçiş dönemindeyiz.

3 Dünya Savaşı’nda Türkiye

Bundan sonraki dönemde Müslüman ülkelerinin gelişip büyüdüğüne şahit olacagız. Bu bizim temennimiz değil sadece. Bağımsız küresel kuruluşlarının yaptığı araştırmalara göre, gelecek elli yılda dünya nüfusunun üçte biri müslüman olabilir, ve dünyanın en büyük yirmi ekonomisinin yarısına yakını müslüman ülkelerden oluşabilir. Bu bir öngörü tabi. Türkiye bunu da düşünerek , Asya’daki güçlenen müslüman ülkelerle ya ayrı bir blok ya da en güçlü blokla beraber hareket eden bir blok oluşturabilir. Bundan yirmi yıl önce Türkiyenin oluşturduğu D sekiz ülkeleri ve yeni kurulan Türk konseyi çok önemlidir. Bu iki örgütün işlevinin artırılması önemlidir. Türkiye Birinci Dünya Harbi’nde kaybeden taraftaydı. Osmanlı olarak. Buna bir nevi mecburdu, çünkü o yüzyılda aslan payı Osmanlı’da oldugu için zayıflayan gücünden dolayı bunu bir şekilde parçalayacaklardı. İkinci Dünya Harbi’nde artık Türkiye’nin elinde bir şey kalmadığı için ne toprak ne silah ne asker hiçbir güçte küresel bir etkisi olmadığından harbe katılması hiçbir dengeyi degiştirmeyecekti zaten katılmadı da.

Fakat ilerde yaşanabilecek üçüncü harpte kesinlikle kaybeden tarafta olmamak için çalışmak lazım. Üçüncü dünya harbi olacaksa bunun kaybeden tarafının batı ülkeleri olması en muhtemel senaryodur. Üçüncü Dünya Harbi başlamadan dünyanin en korkunç silahları henüz yok edilmiş ise, muhtemelen herkes kendi evinin altında sığınak kazmak zorunda kalacaktır. Artık askerler harbe katılmayacak, tüm ülke tüm sivillerle olacak bu. Bu sebeple korkunç etki yaratan o imha silahlarından Türkiye’nin de elinde bulundurması en elzem konu olacaktır. Bu caydırıcılık için de önemlidir.

Burada sevgili okurlar ülke Pakistan’ın ne kadar hayati olduğunu görebilirsiniz. İslam ülkelerinin tek muhafızı bu durumda Pakistan olacaktır. Pakistan’ın dev nüfusu olduğundan bu ülkeyi ne kadar karıştırsalar da komple işgal etmelerinin oldukça güç olduğunu söylemekte yarar var. Son yıllarda atılan adımlar ve Türkiye’nin Batıyla yaşadığı güvensiz ilişkisi Türkiye’nin yeni bir arayışa girdiğini gösteriyor. TÜRKİYE hem doğu asya ülkelerine yakınlaşırken bir taraftan da kendi birliğini oluşturmaya çalışacak. Doğudaki Türk cumhuriyetlerle, Pakistan, Endonezya, Malezya gibi ülkelerle bir araya gelinecek.

Sıradaki içerik:

3. Dünya Savaşı’nda Türkiye