e
sv

Bu yazının konusu “Dışlanma”

avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Bu yazının konusu “Dışlanma”.

Çünkü; daha ilköğretimde dışlanma başlıyor. Çünkü; etiketleme ve kutuplaşma var. Siyasi, dini, herhangi bir sebeple ya da maddi durumunuzdan dolayı dışlanabiliyorsunuz. Genelde anne ve baba yeterli eğitimi vermediği için çocuk da eksik yetiştiği için bu dışlanmayı veya birilerini dışlamayı mutlaka hayatında konumlandırıyor. Yani; bir arkadaş grubu oluşturuyor, bu arkadaş grubunun içine girecek birisinin o dengeyi bozacağını düşünüyor ve onu dışlıyorlar. Maalesef biz bunu Türkiye’de daha yeni Aksaray’da “Otizmli çocukların dışlanması” ile gördük. Müdür ve Müdür Yardımcısı açığa alındı ama 50 öğrencinin girdiği bir projede sadece 10-12 öğrenci kaldı, o okulda uyum çerçevesinde. Dolayısıyla “Dışlama” amacına ulaştı. Gelin bu yazıda; İnsanlar sizi neden dışlıyor ve o dışlanmaya karşı nasıl kırıp geçersiniz, ezip geçersiniz o duvarları ? Bir onu konuşalım çünkü gerçekten ihtiyacı olanlar var.

Dışlanma da aynı fiziksel acı gibi beyinde bir tepki gösteriyor, bir bölgeyi uyarıyor. Bu da size kalıcı hatıralar, olumsuz anılar bırakabiliyor Yani; ilkokulda arkadaşlarınız sizi grubuna almadıysa bu kişiliğinizin gelişmesinde bir etkide bulunuyor. İnci tanesinin içindeki küçük bir kum gibi ama sonradan kocaman bir inciye dönüşüyor. “Joker” filmi daha yeni gündemdeydi, halen daha gişe rekorları kırıyor. Amerika ve Avrupa’da 17 yaşının altına izlemesinler diye limit konulmasına rağmen, milyar doları geçti. Joker niye bu kadar başarılı bir film? Çünkü; insanların toplumdan dışlanmasının, süper kahramanlara karşı bile bir zafer kazanması hoşlarına gitti. Biliyorsunuz; süper kahramanlar hep doğuştan bir gift yani hediyesi, ayrıcalığı olan, başarılı Bruce Vayne gibi ya da Süperman gibi avantajlı insanlar. Joker ise toplumun ittiği, ötelediği insanlardan. Bu insanlardan birinin kalkıp sisteme isyan etmesi, başarılı olması, bir şekilde kendi sesini duyurabilmesi; insanların hoşuna gitti.

“Joker” filminin ikinci versiyonunda çokta böyle Batman’ın övgüsüyle olacağını sanmayın, yine Joker’in yükselmesiyle olacak. Çünkü; insanlar bunu sevdi ve tuttular. Biz toplumda nasıl Joker’iz, sizi kimler iteliyor? Ailede başlıyor. Örneğin; ailede dışlanma, bazı çocukların fazla sevilmesi. “Böyle bir şey olmaz!” E öyle bir şey olmazda camii avlusuna terk edilen çocuklar ne olacak? Anne-babası tarafından şiddet gören çocuklar ne olacak? Kusura bakmayın Türkiye’de Eğitim ve öğretim başarılı anne-babalar da yetiştirmediği için aile içinde çocuğun doğru yönlenmesi mümkün olmuyor. veriyor eline tableti çikolatayı, veriyor eline gofreti ya da salıyor dışarıya “git ne olursan ol”. Sonra çocuğum kayboldu diye Müge Anlı’ya çıkıyor. Büyük konuşmak istemiyorum lakin, biz toplumca dışlanmayı ve dışlamayı kahvehanede televizyonlardan ve hatta haber programlarından öğreniyoruz. Bugün “Ver mehteri” diyerek yarım akıllı bir insan televizyondan haber sunabiliyorsa, ki zamanında bazı insanları dışlayıp sonra da o dışladığı insanların örgütünden özür dileyip, bir de taraf geçirip oraya saldırıyorsa dışlanma ve dışlama gerçekten bu toplumun ruhunda var. Çok basit bir örnek vereyim; siz yoksuz doğduysanız ve birileri “Fakir!”, “Git burdan”, “Sen alamazsın”, “Senin paran yetmez, zaten benim bir ayakkabım çantam o kadar” diyorsa bir süre sonra fakir olduğunuz için ya da fakir olduğunuz için bazı yerlerden uzak durursunuz, bazı insanlarla ilişki kurmak sizin haddiniz bile olmaz, ruhunuz ezilir. Aynı şekilde bilinçli olarak bu ülkede bir kutuplaştırılma 1945-50’lerden sonra. Özellikle “Kürt Meselesi” yapılmıştır. Siz Doğu’da, Şırnak’ta, Hakkari’de, Diyarbakır’da doğan bir çocuğun dışlanmasından dolayı kendini “Gel buraya bak sen bizdensin” ait hissetmesinden sorumlusunuz, eğer dışlıyorsanız. “Kürt değil mi şöyle”, “Laz değil mi şöyle” Bu hep oldu. Yani; “Lazlar zeki değildir… işte 12’den sonra …” ama o lazlar senin oturduğun binaları yaptı. O ne olacak? “Bilmem neler şöyle, Şunlar böyle”. Sürekli bir dışlama var. Ben, Türkiye Cumhuriyetinde doğmuş bir Türk olarak şununla ilgilenirim; bu ülkenin ileriye gitmesiyle. Ülkenin ileriye gitmesiyle, çünkü kimse bununla ilgilenmiyor, Avrupa’da seni dışlıyor. Avrupa işine gelen işçilerimizi (ki 200.000’in üstünde insan gitmiştir ilk etapta) içine alıp, yeri geldikten “Acaba dışlasak mı?” diye bir düşünmüştür. Bulgaristan Belene’de, ki Naim Süleymanoğlu’nun yeni filmi vizyona giriyor lütfen izleyin, izleyin çünkü; o bir belgesel, bir gerçeklik yansıtıcak, filmin kendisini izlemedim ama nasıl ki vizyona giren Joker’i izlemek, Süperman’i, Batman’i izlemek bir güzellik ise izleyin abi Naim Süleymanoğlu’nu izleyin daha büyük bir güzellik. Bir Türk gerçekliğini görün. Çünkü; fragmanından gördüğüm kadarıyla ve hayatını iyi bildiğim için ve Bursa’da bir çok Bulgaristan’dan gelen arkadaşım olduğu için, Bulgaristan’ın Belene kampında Türklere yaptığı Ben buna “Psikolojik Soykırım” diyorum, asimilasyon, baskı, bu duygusal katliamın gerçekliğini anlatır. Burada da dışlanmanın babası vardır. Dışlanma ve sosyal izolasyon aynı şeydir. Sen toplumun bir kısmını ya da bir insanın etrafını çevirip yalnız bırakırsan, bu Amerika’nın İran’a, Venezüela’ya uyguladığı ambargodan farksızdır. İstiyorsun ki o tek kalsın, o bir bakteri gibi, virüs gibi etrafı sarılsın ve yok olsun. Sen mobbing yapıyorsun. Sen o insana eziyet ediyorsun. Dolayısıyla dışlanma sizin başınıza geliyordur. Birileri sizi dışlıyorsa lütfen şunu düşünün; ben neden dışındayım ve neyin dışındayım? Yani iş yerinde sürekli bir arkadaş grubu sizi dışlıyor; neden?

Neyiniz eksik, neyiniz yanlış? Bir yanlışınız mı var? Hayır.

Peki, acaba sizi bir kişi dışlıyor olabilir mi? O bir kişiyle yüzleşemediğiniz için onunla yan yana gelemediğiniz için siz kendinizi dışarıda tutuyor olabilir misiniz? Okulda bir arkadaş grubu sizi içine mi almıyor; dalın aralarına ve yüzlerine konuşun. Yüzlerine konuştuğunuz zaman ve “Böyle böyle… kendimi kötü hissettiriyorsun, sebebi ne?” dediğiniz zaman size bir şeyler söyleyeceklerdir.

En azından gerçek bir sebep var mı bunu bilin. Öbür yandan da dışlanıyor musunuz; umursamayın. Ama yeni bir çevre oluşturun Türkiye açısından örnek vereyim; “Ya Avrupa Birliği bizi almıyor Müslümanız diye almıyorlar” falan, ya bunun arkasına sığınmayın. Avrupa Birliği bizi hiçbir zaman almayacaktı zaten. Bu kadar büyük 80 milyonluk nüfus, kendi içerisinde daha oturmamış 6-7 milyon da mültecisi var. Zamanında olmasa bile, her şekilde kendi içerisinde tarımı-ekonomiyi oturtturmamış bir ülkeyi Avrupa Birliği kendi bütçesine, kasasına sokar mı? Sokmaz. Dolayısıyla, Avrupa Birliği sana “Şu yasalara dikkat et”, “Bu yasalara dikkat et” dediği sürece sen dikkat etmezsen. “Kıbrıs’ı da bize verin” falan filan dediği sürece eğilmezsen, ki eğilmeyeceksin dik duracaksın, girme Avrupa Birliği’ne. Ama Avrupa Birliği’ne girmiyoruz ya o zaman gidip de “İslam Birliği’ne gireceğim” diye de heveslenme. İslam Birliği de seni dışladı, Barış Harekatı’nda gördük dışlamanın kralını. Diğer tarafta ne var; Türk Dünyası var. İşte oraya gir.

 

Dışlanmayacağın bir yer varsa oraya gir. Dışlananlar eğer ki gün gelip de kendi ellerine bir güç geçerse. Bir okul müdürü olursa başkalarını dışlayabiliyor. Dışlananlar kendi hayatında bir eziklik yaşadığı zaman, bu tedavi edilmez ise, gidip bir başka insanın hayatına son verebiliyor. Dışlandığınız zaman ne olur hemen kendinizi izole etmeyin, başka yerlere akın. Sizi bir çevre istemiyorsa umursamayın ama burada ne olur şuna dikkat edin lütfen “Annem-babam beni sevmiyor, dışlıyorlar” Annen baban seni sevmiyor olabilir, bak öyledir demiyorum. Ama ne olur bunu onları tanıyan başka bir gözle yorumla.

Çünkü dışlanmanın en kötü meyvesi, en kötü sonucu; intihar. Lütfen herhangi bir şekilde, bir sebeple; ahmak bir okul müdürü siz bankta otururken size bir şey söyledi diye siz gidip de intihar etmeyin. Lütfen, ne olur kendi hayatınızı sonlandırmak ve oyunun dışına çıkmak bir çözüm olmasın. Ya psikolog desteği alın, ki alamıyorsanız daha beyni yerinde ailenizin dışında birinden bir fikir alın.

İnternet, en büyük düşmanın olan internet, sosyal medyasıyla seni dışlamaya hazır olan, linç eden, fotoğrafını beğenmeyip öbürlerinin fotoğrafını binlerce beğenen internet, bırak kölen olsun. Bir şeyler yap, bir şey üret ve internet üzerinden insanların beğenisine sun. Neden biliyor musun; evet, seni beğenmeyen 1000 kişi var ama orada bir yerde seni beğenmeye hazır olan, senin gibi olan bir milyon kişi var. Lütfen, kendin için o kabuğun dışında seni dışlamayacak insanlara bir adım at.

Sıradaki içerik:

Bu yazının konusu “Dışlanma”