e
sv

Gün 24 Saat Değil!

avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Dr.Strange’deki zamanı kontrol işi nasıl oluyordu? Bazı günlerin çabucak bazılarının da hiç geçmediği hissini yaşıyor musunuz? Hah işte konumuz o değil. Sizin uzun günleriniz tamamen stresten ve yorgunluktan geçmek bilmiyor. Kusura bakmayın, bu makalemiz zaman kavramından ne anladığımız ve bir günümüzün gerçekten 24 saat olmamasıyla alakalı. Nasıl mı? Gelin izah edelim…

 

Einstein[1]

Aslında zaman diye bir şey yok ve her şey hareket ile ilgili. Bunu ben değil Einstein söylüyor. Atomdan galaksilere maddeler birbirlerine göreceli olarak hareket ettikleri sürece ‘zaman geçiyormuş’ algısı yaşıyoruz. Sokakta gördüğünüz bir pandomin sanatçısını düşünün O hareket etmeyince zamanın durduğunu düşünmezsiniz çünkü sokakta diğer insanların hareketi devam ediyor. Ama sokaktaki herkes ve her şey dursa? Evremde hiçbir şey hareket etmiyor olsa zamanın ‘durduğunu’ düşünürdünüz.

 

Oysa tıpkı pandomim gibi bir süreliğine hareket etmiyorlar sadece. Tam da bu nedenle zaman hızlı hareket eden cisimler için farklı yavaş hareket edenler için farklı geçiyor. Örneğin çok hızlı hareket ederseniz vücudunuzdaki, hücrelerinizdeki her iletim, her değişim, her hareket varacağı noktaya ulaşmak için uzayda daha fazla mesafe kat etmek zorunda kalır. Bu nedenle bir uzay gemisinde ışık hızına çıkıp 1 yıl boyunca o hızda seyahat etseniz döndüğünüzde dünyadaki herkesi 3-5 yıl daha yaşlı bulursunuz. Ama böyle farklar ışık hızına yakın süratlerde ortaya çıkıyor. 

 

Yoksa cildiniz genç kalsın diye yolda boş yere arabanın pedalına yüklenmeyin. Benzer şekilde zaman, yer çekiminin kuvvetli olduğu yerlerde farklı düşük olduğu yerlerde farklı akıyor. Dünyada geçen bir saat ile Mars’ta geçen bir saat bu nedenden ötürü aynı süre değil. Ancak tüm bunlar bizim kendi zaman algımız için birimler oluşturmamıza da engel değil. 

 

“Bir gün tam 24 saattir” bile diyemiyoruz. Bizim yaşadığımız bu anlaşmazlık az önce bahsettiğimiz şeylerden biraz daha farklı sebeplere dayansa da uzay-zaman konusunun özü onlar. Bizde günün uzunluğu gününe göre değişiyor. Üstelik bazen onlarca saniye hatta dakikalar kadar farklılıklar oluşabiliyor. 

 

Diğer günlerde bundan çok daha küçük farklar oluyor elbette ama neticede gün bazen daha erken bazen daha geç bitiyor. Bunun nedeni dünyanın dönüş hızını etkileyen bir takım unsurlar. Bunların başında Ay’ın sebep olduğu gel-gitler var. Med-cezir de diyoruz. ‘Med’ Arapça ‘Gel’, ‘Cezir’ de ‘Git’ demek.

 

Denizlerde kabarma ve çekilme olarak günde iki defa görülen bu etki Ay’ın Dünyamızı çekiştirmesi. Gel-gitlerin yanı sıra dünyanın güneş etrafındaki yörüngesinin mükemmel bir daire şeklinde değil elips şeklinde olması, atmosferdeki değişimler, tektonik hareketler, daha iç katmanların birbirinden farklı yoğunluklara sahip olup farklı hızlarda dönmesi ve hatta toprakta oluşan nemin bile bir etkisi mevcut. Tüm bunların dünyamızın dönüşünü yavaşlattığı ortaya çıktı ve 24 saatlik günün ortalamaya vurulduğunda saniyenin çok küçük bir dilimi kadar kısa kaldığını gördük. 

 

Peki biz bunu nasıl gördük? Nereden biliyoruz? 

İşin aslı 1967’ye kadar biz de bilmiyorduk. O güne kadar insanlar bir günü ölçmek için akan kum, yanan mum, yörüngeli ağırlıklar ve hala kullanmakta olduğumuz kurmalı yaylar ile zaman dilimlerini okumaya çalıştılar. Bırakın farklı ülkeleri aynı ülke içinde farklı kasabalarda bile tutulan saatler uyumsuzdu. 

 

Tren ulaşımının gelişmesiyle her istasyonda ortak zaman çizelgeleri konulması gerekti ve bu olay, durumu biraz iyileştirdi ama yine de yeterli olmadı. Arabalar gelince onlar için trafik sinyalizasyonunun egüdümü çok daha hayati hale geldi ama bu bile süper ince bir ayar gerektirmedi. 

 

Peki 1967’de ne oldu? O yıl dediler ki “bu saniye işi iyi güzel tik tok tik tok kullanıyoruz da bunun bir adını koyalım bi cismini koyalım. Bunu bir tam sınırını belirleyelim.” O yıllarda soğuk savaşın uzay evresi başladı. Uydu teknolojileri, kıtalar arası balistik füzeler, uzay programları gibi konularda lerlemek için saat mevzusu şaka kaldırmaz oldu. 

 

Uzaydaki uydu, roketteki GPS derken uyumluluk için nano saniyeler konuşulmaya başlandı. Tek bir nano saniyelik gecikme bile -ki nano saniye saniyenin milyarda biridir GPS’te 30 santimetrelik bir sapma meydana getiyor. İşte bu ölçüdeki farklılıklar atom saatleri ile aşıldı. O zamana kadar “Saniye nedir?” sorusunun cevabı: Bir güneş gününün seksen altı bin dört yüzde biri idi. Bugünkü cevabıysa; Hazır mısınız? 

 

Bi saniye: Sezyum-133 atomunun uyarılmamış durumunun iki aşırı ince düzeyi arasındaki geçişe tekabül eden radyasyonun frekans aralığı. Daha özetle bir atomun bir enerji seviyesinden diğerine atlarken yaydığı radyasyonun frekans aralığı. 

 

Elinizdeki telefon da dahil dünya üzerinde GPS’e ve internete bağlı olan her cihaz doğrudan veya dolaylı şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan bu atom saatine göre işliyor. Dünyanın umrunda değil. Bir işleyişe göre dönüyor. Bir baktık ki, güneş günü yavaş yavaş atomik saatten sapıyor. Bilim insanları sonrasında bu durumdan ötürü ‘artık saniye’yi çıkardı. Şubat’ın bazen 29 çekmesi gibi. 

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde Bulunan Atomik Saat[2]

Analoğu dijitale uydurmak için zamana eklenen bu uydurma ek saniye ile atom saati ile güneş yılı eşitlendi ve günümüze kadar lazım oldukça eklemeye devam ettiler. ‘UTC’ yani Türkçe meali ‘Eşgüdümlü Evrensel Zaman’ olan bu atom saatine son ‘artık saniye’ 2005 yılında eklendi. Böylece 1972’den bu yana toplamda 27 saniye ekledik. Bir tarafı düzeltirken diğer tarafı bozmak söz konusu olabiliyor. 

 

Şöyle ki; Unutmayın bu saniye ekleme işlemi, ‘analog’ yani geleneksel zaman kavramını devam ettirebilmek için, bazılarının rahatını bozmamak için yaptığımız bir şey. Şimdi bu ekleme örneğin astronotlar veya pilotlar gibi saatlerinin dünyanın güneş etrafında dönüşüne tam denk gelmesini isteyenler için çok güzel… Bilgisayar yazılımcıları veya uydulara yerleştirilmiş birçok yeni iletişim teknolojileri ve onlara yatırım yapanlar için hiç güzel değil. 

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği gelenek sürsün diye bu avantadan saniye işine çok ılımlı bakmıyor ve bir an önce bunun kaldırılmasını istiyorlar. 

Sıradaki içerik:

Gün 24 Saat Değil!