e
sv

İngiliz İstihbarat Belgeleri’nde Mustafa Kemal!

avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Bundan tam 100 yıl önce İngiliz Devleti Mustafa Kemal’i ve milli mücadeleyi böyle tanımlıyordu. “Mustafa Kemal ve milli mücadelenin İngiliz devlet belgelerine, istihbarat raporlarına girmesi, yapılan ilk değerlendirmelerde bu hareketin ve Mustafa Kemal’in İngiltere karşıtı bir yanı olduğu ve silahlı ayaklanmaya dönüşmesi halinde de tehlike yaratma potansiyeli bulunduğu”. 

 

Peki şimdi 100 yıl önceye dönersek, o dönemde, 1919 yılında Türkiye ve dünyada durum nasıldı? 

 

Herhalde 20. yüzyıl için hem Türkiye açısından hem dünya açısından bir en uzun yıl aranacak olsa muhtemelen 1919 senesi diyebiliriz. Çünkü Türkiye için de, dünya için de her şey yeni başlıyordu. Adeta kartlar yeniden dağıtılıyordu. Bir defa 1919 yılını anlayabilmek için Ünlü Mondros Mütarekesi… Bir ateşkes imzalanmış, o ateşkesin imzalanmasının anlamı Osmanlı Devleti bütün cephelerde yani girdiği savaşı, 1914 yılında girdiği savaşı bütün cephelerde kaybetmiş durumda. Dolayısıyla 1918 Kasımı’ndan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda başkenti başta olmak üzere büyük bir kaos var.

 

İngiliz İstihbaratı[1]

İngiliz Devletinin istihbarat raporlarına 1919’un ilk ayları işte böyle geçiyordu. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, Osmanlı İmparatorluğu savaşı kaybeden tarafta yer almıştı. Ordusu dağıtılmış, silahlarına da el konulmuştu. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasına ise bir yıldan uzun zaman vardı. O dönem savaşın galipleri olan İngiltere ve Fransa’nın en önemli gündem maddesi ise Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl paylaşılacağıydı. 

 

Fransa daha çok bir an evvel barışı yapıp Türkiye meselesini kapamak yönünde davranıyor. İstanbul ve Türkiye Müslümanlığı’nın sükunete kavuşmasından yana ki, kendi sömürgelerindeki Müslümanlarla herhangi bir sorun yaşamasın. Fakat İngiltere’de durum biraz farklı. Kabaca üç farklı bakışın olduğunu söyleyebiliriz, bu konuda. 

 

Bir tanesi Lloyd George‘un, meşhur Başbakan Llyod George’un görüşü. Türkler’i hiç sevmediğini ve bir an önce Türk meselesinin çözülmesi gerektiğini de ifade eden ve dolayısıyla bir an önce savaşın bitiminden itibaren müttefiklerle bir anlaşma yapılıp Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılmasından ve bu meselenin tamamen bitmesinden yana. 

 

İkinci görüş, Türkiye’nin işgalinin Türkiye’deki milliyetçi hareketi kamçılayacağını düşünen kişilerden biri de Churchill. O zaman Harp Nazırı. Askeri çözümde biraz dikkatli olunması gerektiğini düşünüyor. Çünkü çekindiği Rusya, o dönemde. Bolşevik Rusya’dan çekiniyor. Üçüncü görüş, önemli bir görüş. 

 

Hindistan İşleri Bakanı Montagu’nun görüşü diyebileceğimiz bir görüş. Hindistan’daki Müslümanların tepkisinden çekindiği için Montagu bir an önce bir anlaşma yapılmasını, bu anlaşma yapılırken muhakkak İstanbul’un Türkiye’de bırakılması ve dolayısıyla hilafete de dokunulmaması gerektiğini yani İstanbul’un bir hilafet merkezi olarak kalması gerektiğini düşünen bir bakışa sahip. 

 

Bu arada en ilginç olaylardan biri Mondros Mütarekesi’nin filli işgale gerekçe oluşturacak şekilde 7. maddenin kullanılması ve Türkiye’nin yavaş yavaş işgal edilmeye başlanması. Bu işgal de hemen hemen 1919 yılı başından itibaren konuşulmakla beraber Mayıs ayının başında İngiltere’nin Amerika’ya da, Fransa’ya da danışarak, onların da onaylarını alarak ve sonra Venizelos’u Yunanistan’da cesaretlendirerek bu işgal de hem Türkiye tarihi açısından hem milli mücadele tarihi açısından hem Mustafa Kemal’in liderliği açısından tam anlamıyla bir dönüm noktası olacak.

 

Bu dönemde yaşanan iki önemli gelişme Mustafa Kemal’i ve milli mücadeleyi İngiliz devletinin istihbarat çalışmalarının radarına soktu. Bunlardan ilki İzmir’in işgali ve buna yönelik doğan tepki. İkincisi ise Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçerek, İstanbul’daki Osmanlı hükümetiyle bağlarını koparıp kendi örgütlenmesini yürütmeye başlaması. O dönemde hazırlanan raporlarda, İngilizlerin istihbarat faaliyetlerini iki şekilde yürüttüğünü görüyoruz. 

 

Bunlardan ilki sahada bulunan ve kendileriyle temas kuran kişilerden aldıkları bilgiler. İkincisi ise özellikle Doğu’da milli mücadeleye destek veren askerlerin iletişimlerini dinleyerek elde ettikleri bilgiler. Hazırlanan raporlarda ortaya çıkan en önemli konu ise Mustafa Kemal’in hareketinin artık Türkiye’deki, Anadolu’daki halkları bir araya getirmeye başladığı yönünde. 

 

Mustafa Kemal Atatürk[2]

Belgelere baktığımızda iki şeyin öne çıktığını görüyoruz. Bir tanesi İstanbul merkezli İngiliz istihbaratı az çok Türkiye’nin direnişinin hangi yollarla parlamento, seçim yoluyla vs bir yol alacağını fark etmiş durumda ve bu konuda Londra’yı uyarmış durumda. ‘İşgal ederken dikkatli olun’ veya ‘milliyetçi hareketi tahrik etmeyin’ vs gibi. Yerinden gelen istihbarat raporları çoğunlukla Kemalist hareketi, milliyetçi hareketi, direniş hareketini az çok doğru teşhis eden bilgilere sahip.

 

Fakat öte yandan bunların Londra’da nasıl yansıdığına baktığımızda Londra’da bunların gerekli ciddiyete kavuşmadığını görüyoruz. Gerektiği ciddiyetle ele alınmadığını görüyoruz. Aynı şekilde Mustafa Kemal Paşa’nın da başlangıçta isminin bile doğru yazılmadan, yanlış yazılarak, çok ciddiye alınmadığını, herhangi bir subay kadar ciddiye alındığını üzerinde durulmadığını görüyoruz. 

 

İngiliz istihbaratının o dönem hazırladığı raporlarda öne çıkan bir diğer konu da Anadolu’da yaşayan Hristiyanların durumu ve güvenlik kaygıları. İngiliz raporlarına göre, Yunan ve Ermeniler kendilerine yönelik bir katliam olmasından endişeli ve ve bunu sıklıkla dile getiriyorlar. Ancak yine İngilizlerin değerlendirmelerine göre, Mustafa Kemal ve milli mücadelenin liderleri böylesi bir katliamın önüne geçmek için yeterli önlemleri almış durumda. 

 

İngilizlerin yaptığı ikinci büyük hata 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali olacak. İngiltere şöyle düşünecek: İstanbul’u resmen işgal edersek Osmanlı hükümetini bizim istediğimiz koşullarda barışa zorlayabiliriz. Dolayısıyla Boğazlar, İstanbul, Kürdistan, Ermenistan, konusu hallolmuş olur. Sevr’e de bunu yansıttılar zaten. Ama ummadıkları ve beklemedikleri konu hemen Anadolu’da İngilizlerin ulaşamayacağı bir yerde yeni bir parlamentonun açılması ve bütün milli mücadelenin dünya tarihinde çok ender görülen şekilde bu parlamentoyla yürütülecek olması. 

 

Nedir o? Askeri mücadele. Bütün komutanlar bir yandan cephede savaşacaklar, diğer yandan da gelip parlamentoda hesap verecekler. Siyasi mücadele aynı şekilde İstanbul hükümetine karşı bu parlamentoyla yürütülecek. Unutmayalım diplomatik mücadele de bu parlamento aracılığıyla yürütüldü. Sonuçta o lider kadrosuna ve parlamentoya baktığımızda geniş bir yelpaze görüyoruz.

 

Bu yelpazede İslamcılar da var, bu yelpazede liberaller de var, bu yelpazede sonranın Cumhuriyetçileri de var vs. hatta Mustafa Kemal Paşa’nın çok sert muhalifleri de var, bu ilk parlamentoda. Ve İngilizler bu süreçte de Ankara hükümetiyle resmi veya gayriresmi temaslar kurarak ara formüllerle Sevr’in yerine geçebilecek birtakım barış anlaşmaları arayışında olacaklar. Fethi Bey gidecek mesela, en sonunda bakacak ki Britanya’da, Londra’da çok kibirli bir hava var. 

 

Pek barışa yanaşmayan, hala Yunanistan ordusundan umutlu. En sonunda 25 Ağustos 1922’de Londra’dan Ankara’ya bir telgraf çekecek. İngiltere, Lloyd George hala Türkiye’yi parçalamak hevesinde şeklinde. Ertesi gün de, 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz başladı. Ankara hükümeti de, parlamentosu da anladı ki; artık İngiltere kısa vadede bir uzlaşmaya yanaşmayacak. İngiltere ile Ankara hükümeti arasındaki ilişkiler hiçbir zaman sıcak olmadı. Tam tersine İstanbul hükümeti ile çok sıcak oldu.

 

Milli mücadele ile biraz sıcak ilişkisi olan Ali Rıza Paşa kabinesini bile istifa ettirtti, Britanya hükümeti. Yerine Damat Ferid hükümeti geçti. Sonra da Damat Ferid hükümeti İngiliz yanlısı politikasını devam ettirdi. Ve Sevr Antlaşması’nı imzalayan İstanbul hükümeti oldu. Bunu hatırlamak lazım.

 

Keywords 

  1. ingiliz istihbarat belgelerinde mustafa kemal,
  2. ingiliz arşivlerinde mustafa kemal,
  3. mustafa kemal atatürk ingiliz ajanımı,
  4. mustafa kemal ingilizler,
  5. ingiltere mustafa kemal derneği,
  6. mustafa kemal ingiliz,
  7. mustafa kemal in ingiliz,
  8. mustafa kemal 1915,
  9. mustafa kemal pera palas ingiliz,
  10. mustafa kemal pera palas ingilizler,
  11. mustafa kemal ve ingilizler,

Sıradaki içerik:

İngiliz İstihbarat Belgeleri’nde Mustafa Kemal!