e
sv

İngiltere Nasıl Zengin Oldu?

avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Merhabalar sevgili Devletsel.Com okurları. Makalemiz günlük konuşma dili (yalın dil) kullanarak yazılmıştır. Keyifli okumalar dileriz..

Bu makalede sizlerle birlikte dünya tarihini ve nasıl zengin oldukları birleştiriyoruz. İngiltere nereden geldi, dünyaya nasıl musallat oldu? Amerika nasıl keşfedildi? Amerika’yı kimler buldu ufak ufak en azından bilgiler verelim ki dünyanın o Osmanlı yükselişindeki halini bilelim. Gelin bir görelim bakalım şu İngiltere nasıl var olmuş nasıl yükselmiş ve nasıl sonra bu büyük sömürge dünyayı yiyip bitiren ve 26 milyon kilometre kareye sahip olan topraklarını nasıl yitirmiş?

İngiltere’de en zengin 6 kişinin serveti en yoksul On üç milyon iki yüz bin kişinin servetine eşittir. Peki İngiltere nasıl bu kadar zengin oldu ve dünyanın en zengin ülkesi haline geldi? Aslında her şey Hodor ile başlıyor Hodor tanıdık geldi mi size? 🙂

Eğer farkındaysanız bu Westoros’un haritası yani Game of Thrones dizisindeki büyük muhteşem arazinin haritası. Yalnız haritada bir ilginçlik var ki eğer farkındaysanız harita İngiltere ve İskoçya haritasının alt tarafına ters çevirip Kuzey İrlanda ve İrlanda haritasının yapıştırılmasıyla oluşmuş. Çünkü aslında Game of Thrones İngiltere tarihinden çok fazla alıntıya sahip Bizde birçoğunu inceleyeceğiz.
Romalılar ele geçirmeden önce bu adada Britonlar, Piekt’ler ve Galler yaşıyor. Daha sonrasında Romalılar adayı milattan sonra 1. yüzyılda ele geçirdiklerinde aslında ilk önce Britonların kısımlarını ele geçiriyorlar ve kuzeye doğru ilerliyorlar.

Pikt’ler o kadar kolay çıkmıyorlar. Romalıları geri püskürtüyorlar. Romalı General Hadrianus bir duvar yaptırıyor. Hatta dizinin kitap versiyonunun yazarı George R. R. Mart’in de kabul ediyor bu duvarı ve İngiltere tarihinden esinlendiğini Hadrian duvarı yani Romalı generalin zamanında kuzeyden gelen Piktlere karşı yaptırdığı duvar 2. yüzyıl zamanlarında Romalılar İskoç barbarları uzak tutsun diye Hadrian duvarını yaptırıyorlar.

İşin ilginci gerçek olan sadece bu değil. House Stark ve House of Lennister kısmı House York & House Lancaster yani aslında bu yani İngiltere’nin tarihinde bulunan aileler. İşte Hadrian ile Hodor’u birleştirdik. Şimdi dönelim tarihe. Romalıların ellerindeki yerlere Britanya adını veriyorlar. İlk Britanya da böyle çıkıyor ortaya. 400 yıl boyunca Romalıların ellerinde kalıyorlar. Sonrasında Avrupa’dan göçler başlıyor. Deniz yolu ile geçiyorlar Almanlar ki bugünkü İngilizlerin atalarındandır. Anglo Sakson halkını Avrupa’dan adaya göç ettiriyorlar. Bu gelen Alman kitle Germen kitle büyük bir nüfusla İngilizleri oluşturan kısım Adaya gelir gelmez Keltleri daha kuzeye sürüyorlar. Kelt dediklerimiz de şimdiki İskoçya Galler tarafı Angluslar bugünkü İngiliz dilinin kökenini oluşturuyorlar. Yani Anglo Saksonlara biz Anglus diyelim dillerine.  İngilizcenin kökü de buradan geliyor.  İngilizce eğitimde çok sık sorulan bir şey var. Hocam c,a,r ”kar” diye okunurken c,a,t neden ”ket” diye okunuyor. Çünkü cat (ket) kelimesi etimoloji olarak Germanik kökten geliyor.  Old English’in daha gerisinden Almanca kökeninden geliyor, okunuşu o yüzden farklı. İngiltere ismi ise Angle/Anglo yani Land yani yer anlamına gelen kelimelerle birleşip Angland, sonradan England haline geliyor.

Dili hallettik, ülkeyi de hallettik sıra bunların derdi neydi?

Çünkü Anglo Saksonlar kendi içerisinde savaşıyordu. Küçük krallıklar halindeydiler. Yıl 800’e geldiğinde işler değişiyor. Çünkü İskandinavya üzerinden ki şimdiki İsveç, Norveç Buradan Vikingler gelmeye başlıyor. Vikingler çok savaşçılar. Her yeri yağmalamaya başlıyorlar. Özellikle kiliselerdeki zenginlikleri Britanya üzerine gelirken Vikingler aslında aşağı doğru yani Fransa’nın kuzeyine de gidiyorlar. Yani sadece adayı yağmalamıyorlar. Fransa’nın Norman’dıysa denilen bir kıyı kesimine çıkıyorlar ve Fransa kralı bunlardan korkuyor bir süre sonra. Barış antlaşması olarak da bu Norman’dıysa denilen bölgeyi Norveç’ten gelen Vikinglere veriliyor. Savaşçı Vikingler Fransız kadınları ile evlenip Hristiyan bile oluyorlar ve zamanla bu toprağın içerisinde eriyorlar. Ama! Bu Norman’dıysa bölgesini unutmayın çünkü 200 yıl sonra İngiltere’nin başına bela oluyorlar. Vikinglerin daha kuzeye giden yani direkt Anglo Saksonların yaşadığı Britanya adasına ve adanın kuzeyinden İrlanda’ya saldıranları ise 927 yılına kadar adayı ellerinde tutuyorlar. 927 yılında İngiltere kralı adadan Vikingleri sürüyor ve ilk kez Birleşik Krallık kavramını oluşturuyor.

Sonrasında Danimarka kralı Knud İngiltere’yi fethediyor. 995 ile 1035 arası İngiltere, Norveç ve Danimarka kralı aynı kişi oluyor. İşte bu Alman kültürü ile başlayan İngilizlerin zamanla Viking kültürünü kapmaları ondan sonra Danimarka üzerinden Norveç kültüründen etkilenmelerini sağlıyor.

Tüm bu karışıklık bugünkü İngilizcenin çok farklı telaffuzlara sahip olmasını sağlıyor. Örnek; husband kelimesinde dil köküne bakarsak etimoloji olarak Old Norse kökünden yani Norveç kökünden geldiğini görüyoruz. Birçok kelimenin köküne baktığınız zaman İngiltere’nin nasıl etkilendiğini görüyorsunuz. 12. yüzyılda Normandiya dükü Britanya’yı komple ele geçiriyor. İngiliz soyu iyice çorba oluyor. Anglo Saksonlar Almanlardan gelirken Norman, İskandinav ve Fransız DNA’ları adaya karışmış oluyor. İskoç ve İrlandalılar için bir şey diyemeyeceğiz onlar hep Kelt’lerden gelip temiz kalmaya çalışıyorlar.

1215 yılında İngiltere kralı acayip vergi manyağı yapıyor adayı. Ve sonunda soylular ayaklanıyor. Soyluların ayaklanması ilginç bir olay çünkü Şövalyesi, zenginleri vs. krala diyorlar ki artık tek güç değilsin Magna Carta’yı imzalayacaksın. Aslında kral kavramının günümüzde de güçlü bir şey olmamasının İngiltere’de daha doğrusu Kraliçe’nin sebebi Magna Carta’dır. İngiltere’de şu an da o dönemden bugüne kadar da Parlamento kraldan/kraliçeden daha güçlüdür. Dolayısıyla kral ve kraliçe zamanla gücünü biraz temsili bir hale getiriyorlar.

Parlamento dediğimiz şey de meclis 1337 yılında Fransa kralı varisi olmadan vefat edince İngiltere kralı diyor ki; benim soyumda Fransızlık var ben bu Fransız topraklarını ele geçireyim. O dönem İngiltere sadece ada ülkesi değil artık yavaş yavaş yayılmaya başlıyor. Avrupa’ya vs. Fransa İngiltere 116 yıllık bir savaş başlıyor ki tarihe yüzyıl savaşları olarak geçer.

İngiltere kralı III. Edward Fransa tahtında hak iddia edince 1337’de savaşa giriyorlar. 1453’e kadar savaşıyorlar. Merak etmeyin 1453’te bitmesi tesadüf değil ama başka makalede konuşuruz. Üstelik dizide gördüğümüz Brienne of Tarth karakterinin çok benzemese de Jeanne D’arc genç yaşta ölen kadın bir şövalyeden alındığı söyleniyor. Bunlar rivayet tabi.

Bu savaşlar 1453’te sona erdiğinde iş o kadar kolay bitmedi. Çünkü 1485’te Tudor Hanedanlığı başlıyor. VIII. Henry tahta geçiyor. VIII. Henry kral olarak birleştirici bir güce sahip ve yenilikleri seviyor. İlk önce kiliseyi Roma’dan ayırıyor Kendi kilise yorumunu başlatıyor. Dini de yönetmeye başlıyor bir yandan işte bu dönemde Britanya bizim İngiltere dediğimiz gücün başlangıcı oluşuyor. Çünkü deniz kuvvetlerine çok önem veriyor ve diyor ki; biz denizde olmalıyız. İspanya ve Portekiz çoktan dünyaya sahip olmaya başladı. Biz de deniz kuvvetlerini kurup dünyayı sömürmeye başlayalım.

1400 ve 1500’lü yıllarda yani 15 ve 16. yüzyıllarda coğrafi keşifler İspanya ve Portekiz’e çok yarıyor. Dünyayı keşfediyorlar deniz aşırı imparatorluklar kuruyorlar. Bu imparatorluklarda bulunan gümüşleri yağmalıyorlar. Hatta o gümüşlerin kıtaya gelmesi enflasyon yaratıyor. Paranın değerini düşürüyor, herkes zenginleşiyor. O gümüşler Osmanlı’ya gelip gümüşleri verip altın alıyorlar. Osmanlı gümüşü değerli bir şey sandığı için. Ama İngiltere, Fransa ve Hollanda Amerika Asya’yı acayip sömürürken Osmanlı bu konuda çok adım atmıyor. Osmanlı sömürgeciliği kabul eden bir toplum değil. Bu döneme bakarsak İspanya, Amerika’ya çok tan yerleşmiş Portekiz Afrika’dan, Brezilya ve Çin kıyılarına kadar ticareti sömürgeleştirmiş, limanlar kurmuş Fransa yeni Fransa ismi olacak Saint Lawrence Nehri civarına yerleşmiş. Sonradan Afrika’ya yerelmiş.

Şimdi I. Elizabeth dediğimiz zaman akan sular duruyor I. Elizabeth açgözlü bir insan. Elizabeth’lerine hepsi böyle 🙂 ve I. Elizabeth bakıyor ki İspanya, Portekiz falan dünyayı iyi götürüyorlar sömürge şeklinde diyor ki biz bunların gemilerine saldıralım İlk önce köle taşıyan gemilere saldırıyorlar ve bir şey yapamıyorlar. Sonra diyor ki bu yeni dünyadan Amerika’dan bu tarafa gümüş, kürk vs. getiren gemiler var bunlara el koyabiliriz yasal bir şekilde korsanlık yapıyor. Kendine göre yasal dünyaya göre korsan.

Aslında hırsız hırsızdan çalıyor. İspanyollar gidip Amerika’dan çalıyorlar, yerli halktan. İngilizlerde İspanyollardan ve Portekizlilerden çalıyorlar. Tabii ki bu o kadar kolay gitmiyor. Bir süre sonra İspanyollar ve Portekizliler o dönemin süper güçlerinden bahsediyoruz. Tek toplum ama iki ülke.

YETER! diyorlar ve savaş başlıyor.

I. Elizabeth’in dönemi böyle kapanıyor. Çok barışçıl bir insan değil Yerine I. James geçiyor. Bu James daha sonra Amerika’da koloni kurulmasını sağlayıp daha sonra ilk koloninin, ilk yerleşimin James Ton ismini veren kişi Önemli bir isim, James akıllı biri. Birleştirici bir kral ilk önce adadaki sorunları çözmeye başlıyor. İskoçya ve İngiltere’yi birleştiriyor. Sonra İspanya’ya gidiyor ve diyor ki; biz savaşmayalım senin malında mülkünde gözüm yok sizinle kardeş olalım Amerika’dan birlikte çalarız. İspanya ile de arayı düzeltiyor. Hem de 1603 tahta çıkıyor 1604 İspanya ve diğer ülkeler ile bütün sorunları düzeltiyor. Ve Londra antlaşmasını imzalayıp önümüzdeki maçlara bakacağız diyor.

Şimdi burada aslında I. James’in kolonileşmesini yazıyoruz ama Amerika’ya doğru James gidecekken Elizabeth çok aptal biri değildi. Belki kolonileşmek için Amerika’ya doğru çok yol almadı ama Doğu Hindistan’a doğru çok akıllıca adımlar attı. Doğu Hindistan şirketini koruyor. Doğu Hindistan şirketi de sömürüyor Hindistan topraklarını.

Hindistan o dönem baharat ile çok meşhur. Afyonla ve bir miktar da tekstil ürünü sağlıyorsunuz Hindistan’dan. Pamuk vs. Zaten İngiltere bu zenginlik üzerine ilerleyecekler. O dönem Doğu Hindistan 1600’lerde kurulurken 1602’de Hollandalılar 1602’de Doğu Hollanda’nın Hindistan’ı sömürme Uzak Doğu’ya kadar gidiyor. Dolayısıyla İngilizler Doğu’yu ve Hindistan’ı ve Uzak Doğu’yu bir sömürüyor. Hollandalılar bir sömürüyor. İngilizler biraz daha vahşi Hintli halkı ordu haline getirip devşiriyor. Size para vereyim diyerek askerlerden ordu kuruyor. Daha sonra Osmanlı ile savaşacak hatta bu askerler. Bize karşı savaş açacaklar. Ama ön planda kullanıyor onlar piyade olarak telef olsunlar diye.

Bu kraliçe Elizabeth’in kurduğu Doğu Hindistan East India Company muazzam bir olay. Çünkü Britanya’yı Britanya yapan bütün dünyayı sömürmesini sağlayan ticaret ağını bunlar başlatıyor. Bir ara kendi başlarına bağımsız bile olacaklar ama Elizabeth bunların ipini iyi tutuyor. East India’yı iyi ki Elizabeth kurmuş olacak Britanya adına Çünkü İngilizlerin Amerika’daki 13 kolonisi bir işe yaramayacak.

İngilizler, Amerika kıtasında tutunamayacak ilerleyen zamanlarda ilk 1600 ve 1650 arası bu East India Company Doğu Hindistan sömürü şirketi çok tutunamıyor. Çünkü bölgede Hollandalılar var, İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar nerede bir yer sömürmeye kalksa anında el koyuyorlar. Ama 1650’den sonra iş dönüyor. Bu sefer İngiliz donanmaları güçleniyor. Çünkü o sıra hem İspanya hem Fransa kendi kıtalarında, kendi ana karalarında çeşitli savaşlara iç karışıklıklara gidiyorlar. Portekizliler, Brezilya’da ki Brezilya’da Portekizce konuşabiliyorsunuz şu anda da Brezilya’da şeker ekiyorlar. Plantasyon demiyor buna Şeker ekiminde sömürüyorlar buradan şeker maddesini Bir süre sonra İngilizler ”biz de bütün sömürgelerimizde şeker ekelim” diyorlar. Şeker ekimi çok sağlıklı bir madde değil yani işçisi için çok kolay bir şey değil. Buralardan şekeri sömürüyorlar. Hindistan’dan hem afyon sonra Çin’de anlatacağım size afyon savaşlarını. Hem afyon alıyor hem karabiber gibi değerli şeyleri hem de tekstil alıyor. Bir süre sonra Hollandalılar ile anlaşamıyorlar. En sonunda masaya oturup ”artık savaşmayalım, sen Hindistan’dan baharatları al ben de buranın tekstil ürünlerini alayım pamuk ıvır zıvır Hollandalılar tamam diyor çünkü o dönem baharat çok pahalı ama 10-15 yıl içerisinde tekstil ürünleri dünyayı çeşit çeşit kıyafetler ile giydirmek baharattan daha değerli hale geliyor.

İşte bu yüzden İngiltere açık ara şampiyonluğa gidiyor. Deniz ticaretinde ve sömürgecilikte 1660’ta kral Charles Royal African Company kuruyor Türkçesi Afrika’dan bolca köle buluyor. Ve bu 1800’lerin ortasına kadar devam edecek çünkü 1833’te kölelik yasaklanıyor. Çok ciddiye almıyorlar ama ilk başta Dolayısıyla 200 yıl boyunca Afrika’da ne bulursa satıyor Gemileri öyle dolduruyorlar ki bir kısmı yolda ölse bile ziyan olmasın diye. Çoğu ayakta uyuyor çoğu ayakta tuvaletini yapıyor. Dolayısıyla kıyıya çıktığımızda ne kadar kalırsa diye deyip dünyayı vahşice sömürüyorlar.

1688′ de Hollanda ile İngiltere anlaştı ya Fransa ve İspanya uyanıyor. Diyorlar ki ”Siz aranızda anlaştınız da orayı biz de sömürüyoruz kusura bakmayın” Bu sefer onlar savaş açıyor. Bu savaşlardan 1700 lü yıllardan İngiltere galip çıkıyor. Ve artık hem Portekiz hem İspanyol, Fransız limanlarına el koyuyorlar hem de bir yandan savaşmaya kendisine çok karışmasınlar istiyor.

1700’ü yıllarda biraz Osmanlı’ya doğru baktığımız zaman Osmanlı deniz aşrı yerlere sözü geçen bir imparatorluk değil. Avrupa kıtasında Venedik, İtalya belki Akdeniz’de evet ama okyanusun diğer tarafında gücünü çok fazla göremiyorsunuz. O boşlukta Britanya İmparatorluğu’nun yani Kraliçe’nin sözü geçiyor. 1700 yılında İspanya kralı ölüyor. İspanya kralı öldükten sonra Fransa ile İspanya’nın varisi olmadığı için yerine birisi gelmeyeceği için Fransa ile İspanya’nın birleşme ihtimali doğuyor. Diyorlar ki ”beraber yönetilelim.” Bu İngiltere’nin işine gelmiyor çünkü Fransa ve İspanya birleşirse büyük bir güç olacaklar zaten savaşıyorlar. İngiltere hemen Roma İmparatorluğuna gidiyor diyor ki ”gelin hep beraber bunlara dalalım 🙂 birleşmesinler” İşin içine Hollanda, Portekiz de girince 1701’de başlıyorlar 13 sene savaşıyorlar.

1714’e kadar işte bu savaş İspanya ile Fransa’nın birleşmesini engelliyor. Eğer ikisi birleşseydi Avrupa haritası bildiğimizin çok dışında olacaktı. Avrupa tarihi için bu olay inanılmaz büyük önemli bir olay. Bu veraset savaşları İspanya veraset savaşları diye geçer. Bu savaştan dolayı bugün İspanya ile Fransa bu kadar güçlü ülkeler değildir. İkisi birleşseydi hele ki o dönem Osmanlının da 1800lerde boşalttığı bir boşluğa irade, güç imparatorluk boşluğuna çok güzel dolarlardı Avrupa ile birlikte. İngilizler, İspanyolları bu şekilde dağıtırken hazır Roma İmparatorluğu da işin içine girmişken Cebelitarık’ı ele geçiriyorlar.

Birçok İspanyol sömürgesini ele geçiriyorlar ama bunun en önemlisi Cebelitarık. Çünkü Cebelitarık Akdeniz’in giriş kapısı. Herhangi bir yerde yağma yaptıysan eğer Fransa veya İngiltere tarafına çıkmayacaksan İtalya limanına girmek için ya da Akdeniz’e girmek için Cebelitarık’a ihtiyacın var. İngilizler orayı denetlemeye başlıyorlar. Bu da Kraliçe’yi çok güçlendiriyorlar.

1- Sömürüyor 2- alıp satıyor 3- kaçırıyor afyondu, insan kaçakçılığıydı. 4- vergi alıyor. Başkası başkasıyla ticaret yaparken tüccarlardan vergi alıyor. Biraz ileri sararsak Kral James’in dönemine geri gelelim. Çünkü doğuyu halletti İngiltere ama Kral James döneminde bu Doğu Hindistan şirketi devam ederken asıl batıda bir şeyler oluyordu yani Amerika taraflarında kral James döneminden sonra da devam etti bu. 13 koloni kuruluyor. Ilk önce Jamestown’a çıkıyorlar.  James town 1. koloni Jamestown’a ilk çıktıklarında kış ve İngilizler hazır değiller bu soğuk ortama. Amerika’nın kıyı kışı da sağlammış o dönem. Herhalde şimdi de sağlamdır bilmiyoruz 🙂 Ama yanlarında getirdikleri atları ve köpekleri yiyerek bir süre idare ediyorlar. Sonra bakıyorlar ki fare, sıçan ne bulurlarsa onu yiyorlar. National Geographic resmi sayfasında da görürsünüz. Üniversitenin araştırma sayfasında da yeni yeni ortaya çıkıyor ki aslında yamyamlarmış. Kendi içinde insanları da yemişler. 14 yaşındaki bir kızı nasıl yediklerine dair çeşitli deliller bulundu. Kızcağızın kemiklerinde mutfak satırının darbeleri bulunmuş Aslında o kadar vahşiler ki birbirlerini yiyorlar. Lakin yıllar içerisinde bugün de bu eyaletlerin ismini duyacağımız işte Güney Carolina Connecticut, Georgia çeşitli yerleşimler 13 tane koloniye dönüştü. Bu 13 koloniden Britanya muazzam vergi alıyordu ve bir yerden sonra koloniler sıkıldı. ”Sen dünyanın diğer ucundasın bizden vergi alıyorsun sürekli” deyip başkaldırdılar.

İşte o başkaldırı İngiltere’nin ABD’yi yani o dönemki kolonilerin kontrolünü kaybetmesine sebep oldu. Ve o başkaldırı bu 13 koloninin birleşip Amerika’yı kurması (Amerika tarihinde bunu anlatacağız) Amerika böyle kurulmuştur ve 4 Temmuz 1776’da bağımsızlık bildirgesini imzalıyorlar. 4 Temmuz bu yüzden Amerika’nın Cumhuriyet Bayramıdır.

Bizdeki kavramla ve Amerika İngiltere’den kurtuluyor. Kendi içlerinde bir yapılanmaya gidiyorlar. George Washington ve Thomas Jefferson görüyorsunuz bu olayın içerisinde onları da zaten Amerikan paralarının üzerinde görüyoruz kurucu oldukları için İngiltere tabii ki kolay kolay bırakmıyor. Savaş açıyor ama İspanyollar, Fransızlar ve Hollandalılar Amerika’yı destekliyorlar güç olarak zaten kıtadalar bir yandan da İngiltere’de 1783’e kadar savaşıyor. Sonra Versay Antlaşması ile Paristeki bırakıyor 5 madde var ama en önemli madde şu Artık İngiltere Amerika’dan haraç alamayacak. İşte bu olaydan sonra işin seyri değişiyor. İngilizler doğuya daha çok dönüyorlar. Çünkü Amerika’dan artık ekmek çıkmaz bize, sömüremiyoruz da biz doğuya doğru gidelim. Öyle ya da böyle Amerika kıtasından İngiltere çıkıyor. Bazı tarihçiler Amerika’dan Britanya’nın çıkmasını I. Britanyanın bitişi derler. Ve hemen akabinde Doğu Hindistan ile Hindistan taraflarına odaklandığı gibi Afrika’ya dönüyor Britanya. Gerçi o dönemde Fransa Afrika’yı yemiş bitirmiş ama Yine de II. Britanya’nın imparatorluğunun yükselişi de Afrika ile başlıyor. Dolayısıyla I. Britanya imparatorluğu yükselebildiği kadar yükseliyor.

Muazzam bir yere çıkıyorlar. 1812 yılında bir sürpriz oluyor. Amerika Britanya’ya savaş açıyor. Bütün topraklarını işgal ediyor Britanya’nın ama 1815’te geri çekiliyorlar. Çünkü onlar da sınırlarının ötesinde bir yeri yönetemiyorlar. İşte o savaşta II. dönümdür Avrupa ve dünya için. Belki Gent Antlaşması imzalanmasaydı 1815’te ve Amerika Britanya’dan çekilmeseydi şu an çok farklı Amerika ya da Avrupa birliği olacaktı. Lakin 1815. 3 yıl sonra da Amerikalılar Britanya’dan çekiliyor. İngiltere 1718 yılından sonra da bu koloniler ayrılana kadar hep eski sürgün edeceği mahkumları buraya yolluyor. Amerika 13 koloni ayrılıp da bağımsız hale gelince bunlar 1770’de Avusturalya’yı ve Yeni Zelenda’yı keşfediyorlar. Bunlar da bütün mahkumları ne kadar topluma zararlı insan varsa sürgünleri bu defa Avusturalya ve Yeni Zelanda’ya yapıyorlar. 1840 yılına kadar devam ediyor. Ondan sonra onlar yeter artık deyip isyan ediyorlar Britanya çok toprak sömürüyor kirletiyor ama sonradan çok toprak kaybedecek. 1807 yılında kölelik kaldırılıyor. Misal 🙂 ama 30 yıl daha sürüyor. 30 yıl sonra tamamen yasaklanıyor. Kölelik gibi bir şeyden para kaybedince akıllarına şu geliyor.  Biz Hindistan’a Uzak Doğu’ya daha çok çökelim. Hong Kong falan ellerine geçiriyorlar. Ama asıl önemli olay bu değil asıl önemli olay Hindistan’ın ikinci kalite kullanışını düşünüyorlar.
Diyorlar ki biz Hindistan’da afyon yetiştiriyoruz. Biz bu afyonu Çinlilere satsak Çok akıllıca. Çinin nüfusu çok fazla. Ve Çin’i esrarkeş yapıyor. Çin o kadar fazla afyon tüketiyor ki 30.000 sandık afyon yolluyorlar. Karşılığında da gümüş altın ne varsa sömürüyorlar. Çin imparatoru mu imparatoriçesi mi oluyordu hatırlamıyorum ama galiba imparatoriçesiydi. Kraliçe’ye mektup yazıyor ”Lütfen yeter artık bizden çekilin” Hayır falan filan deyince limanlar bloke ediliyor ve savaşa giriyorlar. Gemiler, donanmalar birbirlerine giriyor. Ve geldik Britanya’nın altın yüzyılına 1815-1914 99 yıl birinci dünya savaşına kadar çünkü sanayi devrimi başlıyor. O kadar fazla şey icat ediliyor ki buharlı makineler, lokomotifler, telgraf bunlar hep Hindistan’a tren yolları döşeyip Bakü’den falan geçiyorlar. Ve telgrafla hızlıca haberleşiyorlar. Her gelişmeyi biliyorlar. Britanya dünya çapında öyle istihbarat ağı kuruyor ki buna ”All Red Line” deniliyor. Bu da Britanya’ya muazzam bir güç kazandırıyor. Rusya ile İran, Kırım ve Afgan toprakları kapışmaları var ama ona girersek bu video bitmez ama Ruslarla da araları limoni bunu unutmayın. İkinci dünya savaşına kadar.

Şimdi Britanya’yı ele aldığımız zaman I. Dünya Savaşına kadar 1 Britanya görüyoruz II. Dünya savaşından sonra bambaşka bir Britanya göreceğiz. İrlanda’yı da sömürüyor falan ama %50 Hindistan 1913’te ise %37 Hindistan yavaş yavaş Hindistan çözülüyor. I. Dünya Savaşına ilerlediğimiz yıllarda 1902-1903 Almanların bir yükselişi var ama Almanlar herkesi rahatsız ediyor. İtalyanları, Fransızları, İngilizleri rahatsız ediyor. Bu yüzden de Britanya 1902’de Japonya ile 1904’te Fransa ile 1907’de Rusya ile ”gelin ittifak kuracağız” diyor.
Sebep? Biz bir gün bir bahaneyle Almanlara saldıracağız diyor. Biliyorsunuz I. Dünya Savaşının başlaması çok saçma bir sebeple başlamıştır. O dönem Britanya’nın korkusu şu Almanya ekonomisi de Amerikan ekonomisi de çok güçlü ve Britanya ile rekabet edebilecek durumda. Amerika’ya saldıramıyor bir bahane çıkarsa bir gün Almanya ile savaşırız diyorlar. Ve I. Dünya savaşı başlıyor.

I. Dünya savaşı İngiltere’ye yarıyor. 1914’te topraklardan 1919’a şu topraklara geliyor. 400 milyon insanlık bir nüfusa sahip sömürgeleriyle. 26 milyon kilometrekareye sahip oluyorlar. Birçok imparatorluğa bu kadar büyük bir alan nasip olmadı. En büyüklerinden birisi İngiltere’dir.

II. Dünya savaş ise çok yaramıyor Britanya’ya. Kazanan tarafta olmasına rağmen Japonya rest çekiyor. Çeşitli topraklarını güney asyada ve Uzak doğuda ele geçiriyor.  Hindistan 2 sene sonra ayrılıyor. Ve İngiltere hızla çöküşe başlıyor. 1997 yılına kadar devam ediyor bu 1997’de en son Hong Kong’da Çin’e katılınca İngiltere şu an bulunduğu topraklara sığışıyor. Lakin kraliçe akıllı kadın biliyorsunuz tüm bu dönem içerisinde Britanya diyelim sırf kraliçenin marifeti değil bu Britanya zekice bir şey yapıyor ve daha önce sömürdüğü yerlere diyor ki gelin eski ”İngiliz sömürgeler birliği olarak ” :)) İngilizce konuşan milletler olarak bir birlik kuralım. Ve bu birlik kendi içerisinde bir ticaret yapsın. Böylece kendini yine de bir yere koyuyor dünya üzerinde
Peki nasıl başarılı oldu?
1- Ada ülkesiydi. Yani çeşitli Avrupa’daki mezhep çatışmaları din üzerine çatışmalar İngiltere’ye pek etki etmedi.
2- ada ülkesiydi ama çok fazla da nehirlerden oluşan metro hattı vardı. Taşımacılık ülke içine çok kolaydı damarlardan
3- Dünya üzerine sömürge olarak denizcilik açısından ulaşması çok kolaydı. Kendi kıtasına kimse direkt saldırmadığı arada deniz olduğu için ülkeyi savunmak kolay olduğu için savunmaya bütçe harcamayıp saldırmaya ayırıyorlardı. Bizim ülkemiz mesela savunmaya bütçe harcıyor. PKK bilmem ne İngiltere’nin hiç böyle bir sorunu olmadı ve İngiltere’nin asıl hammaddeleri kömür yatakları falan çok sağlamdı.

Dolayısıyla dünya savaşlarında ihtiyaç duyulan demir ve kömür zaten İngiltere’de vardı. Almanların II. Dünya Savaşını kaybetme sebeplerinden birisi yakıttır. Petrole uzak kalmalarıdır. Zaten Amerika böyle akıllı bir ülkeydi. Tabii bir de şöyle bir sorun vardı. II. Dünya Savaşı bittiğinde Britanya yıkıktı. Ve 1946’da Amerika’dan 3,5 milyar dolar borç aldı. 2006’da bitti. Düşünün borç daha yeni bitti. E sen Amerika gibi bir kıtadan gelip de İngiltere’ye borç verebiliyorsan Amerika olarak yeni kuralları da sen koyuyorsun. Dolayısıyla Amerika II. dünya savaşından sonra Rusya ile birlikte dünyanın yeni abileri oldu. Çin daha sonra Rusya tarafına katıldı. Ama Amerika hep güçlü oldu. Ve dünyanın itibarı artık karar veren bir dönem Osmanlıydı. Sonra İngiltere oldu. Ve sonrasında da Amerika oldu. Trump sağolsun yakında Amerika da İngiltere gibi sonunu görür herhalde 🙂 Bu makale ile birlikte sizlerle İngiltere’nin en azından ne olduğunu o dönem Avrupa’nın ne olduğun okuduk. Avrupa tarihine belki ayrı bir makale yazalım. İngiltere nasıl zengin oldu çaldı, çırptı Sırf Hindistan’dan çalıp çırptığına trilyon dolar deniliyor.

Sıradaki içerik:

İngiltere Nasıl Zengin Oldu?