e
sv

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II.Bedenimizin çatısını neler oluşturmaktadır? Bu soruyu hiç düşündünüz mü? İnsanlar omurgası olan yani omurgalı canlılardır. Bedenimizin çatısını da ana merkez omurgamız kemiklerimiz ve eklemlerimiz oluşturmaktadır. Peki ya kemik ve eklemlerimizin hareketi nasıl olmaktadır? Bu hareket de kaslarımızın oluşturduğu kuvvet sayesinde olmaktadır. Kaslarımız ise elektriksel olarak uyarılabilen dokulardır. Uyarılınca kasılma gerçekleşir. Kasılma sonucu vücudumuzda neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Kas hücrelerimiz aslında biyolojik enerji kaynağı olan ATP de depolanan enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürerek iskelet kasları ile hareket etmemizi, kalp kası ile kanın pompalanmasını ve düz kaslar ile besinlerin sindirim sisteminde hareketini sağlarlar. Yürüme ve koşmamız iskelet kaslarımız, eklemler ve kemiklerimizin ortak hareketi sonucu gerçekleşir. İnsan iskelet sistemi kemikler, kıkırdak ve bağ dokudan oluşur. İskelet sisteminin temel kısımları kafatası, göğüs kafesi, omurga, kollar ve bacaklardır.

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II

Bedenimizin çatısını, ana merkez omurgamız kemiklerimiz ve eklemlerimiz oluşturmaktadır. Kemik ve eklemlerimizin hareketi, kaslarımızın oluşturduğu kuvvet sayesinde olmaktadır. Vücudumuzda iskelet, düz ve kalp kası olmak üzere üç tür kas bulunur. Çeşidi ne olursa olsun kaslar, elektriksel olarak uyarılabilen dokulardır. İnsan iskelet sistemi kemikler, kıkırdak ve bağ dokudan oluşur. İskelet, vücut ağırlığının %20’sini meydana getirir. Kemik, besin maddelerini tüketen, kan desteğine ihtiyaç duyan ve mekanik stres ile şeklini değiştiren aktif dokular içermektedir.

Kemikleri inceleyen bilim dalına da osteoloji denir. İskeletin temel görevleri şu şekilde sıralanabilir: •Bedene şekil ve destek verme, •Beden hareketlerinden sorumlu olma, •İç organları koruma, •Kan hücrelerini üretme, •Kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depolama, Bedenin dik durmasını sağlamasıdır. İskelet sisteminin temel kısımları kafatası, göğüs kafesi, omurga, kollar ve bacaklardır. Kafatasında bulunan kemikler yassı kemiklerdir ve beyni korurlar. Göğüs kafesinde bulunan kemikler akciğerleri ve kalbi korurlar, nefes alıp vermede yardımcı olurlar. Omurga, omur adı verilen kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle oluşmuştur.

Kollar ve bacaklar çoğunlukla uzun kemiklerden oluşmuştur. Kemikler, kaslarla birlikte vücut hareketini sağlamak için birlikte çalışırlar. Kemikler diğer dokulara göre daha fazla kalsiyum içerir. Kandaki kalsiyum düzeyi normalin altına düşerse kemiklerden kana kalsiyum salınır. Kandaki kalsiyum düzeyi normalin üzerine yükseldiğinde ise fazla kalsiyum, kemik matriksinde depolanır. Kalsiyumun salınması ve depolanması olayı sürekli ve dinamik bir süreçtir. Tüm kan hücrelerinin oluşumu anlamına gelen hematopoez, kırmızı kemik iliğinde gerçekleşir.

Beş yaşına kadar bütün kemiklerde kan hücreleri üretilir.

Bebeklerde kırmızı ilik, kemik boşluklarında bulunurken; yaş alma ile birlikte yağ depolamak üzere büyük ölçüde sarı kemik iliğine dönüşür. Yirmi yaşından sonra kırmızı ilik kafatası, kaburga, göğüs kemiği, köprücük kemiği, omurga ve leğen kemiği ile sınırlıdır. Kemiğin eklem bölgesi hariç, tümü, periost denilen kemik zarı ile örtülüdür. Bu zar kemiğin beslenmesi ve onarımını sağlar. Kemiğe tutunan tendon ve kaslar, periost aracılığıyla kemiğe bağlanırlar. Yapısal olarak kemikler sert ve süngerimsi olarak iki kısımdan oluşur.

Sert kemik, sıkı ve boşluk içermeyen bir dokudur. Kemik doku, sürekli olarak yapıma ve yıkıma uğrayan dinamik bir dokudur. Yapım ve yıkım sürecinden kemik hücreleri sorumludur. Kemik dokusunda bulunan hücrelere baktığımızda; osteoprogenitör hücre ana başlığı altında osteoblast, osteosit ve osteoklast’ın yer aldığını görürürüz. Kemik çeşitlerini 6 grupta incelemekteyiz. Bunlar: Uzun kemik, kısa kemik, yassı kemik, havalı kemik, düzensiz kemik ve sesamoit kemiktir. Uzun kemik; uyluk kemiği ya da kol kemiği gibi kemikler için kullanılmaktadır. El bileği kemikleri gibi kemikler kısa kemik grubunda yer alırken, göğüs kemiği yassı kemik grubu içerisinde yer alır.

Üst çene ve alın kemikleri gibi içerisinde sinüs adı verilen hava boşlukları bulunan kemikler havalı kemik olarak adlandırılır. Omurlar gibi hiçbir sınıflama içerisinde yer almayan kemikler düzensiz kemik grubunda bulunurken; diz kapağı gibi kas tendon veya liflerinin içinde bulunan kısa kemikler ise sesamoit kemik grubunda bulunur. Hücrelerin içi ve dışı arasında, iyon dağılımı farklılıklarından ötürü bir elektriksel yük farkı bulunur. Hücre zarındaki çift sıralı fosfolipid tabakası, üzerinde, elektriksel yük toplama özelliğine sahiptir.

Bunun dışında kalan hücre içi ve dışı sıvılar elektriksel olarak nötr iken fazla eksi yükler zarın hemen iç tarafında, fazla artı yükler ise zarın hemen dış tarafında toplanır. Bu durum hücre içi ve dışı arasında potansiyel farkı oluşturur ve dinlenim zar potansiyeli adını alır.

Vücudumuzdaki bütün hücrelerin içi eksi, zarın hemen dışı ise artı yüklerle yüklenmiştir. Hücrelerin dinlenim durumlarındaki negatif yüklü bir potansiyel oluşturmasının sebebinde aslında şu durumlar yatmaktadır: Sodyum, kalsiyum ve klor gibi iyonlar hücre dışında hücre içine göre daha fazla bulunur.

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II

Potasyum ise hücre içinde, hücre dışına göre daha fazla bulunur. Hücre içinin negatif yani eksi yüklü olmasının en önemli, sebeplerinden bir tanesi de hücre içinde bulunan negatif yüklü protein, sülfat ve fosfat gibi anyonlardır. Dinlenim zar potansiyelinin oluşmasına katkı sağlayan başka bir faktör de tüm hücre zarlarında bulunan Na+/K+ ATP az pompalarıdır. Aksiyon potansiyeli; uyarılabilen hücrelerin aktif oldukları dönemde bazı iyonların hücre içine ve dışına hareketleri sonucu zarda gelişen bir dizi potansiyel değişimidir. Dinlenim hâlinde negatif yüklü olan hücre içinin gelen uyartının etkisiyle pozitifleşmesine depolarizasyon; hücrenin depolarizasyondan tekrar negatifleşmesine repolarizasyon denir.

Kaslar, kas lifleri olarak isimlendirilen özelleşmiş hücrelerden oluşmaktadır. Ana görevi kasılmadır. Kaslar kasılma tiplerine ve yapılarına göre ana gruba ayrılır. Bunlar; iskelet kası, düz kas ve kalp kasıdır. İskelet kas yapısı mikroskop altında incelendiğinde enine çizgilenme gösterir. Bu nedenle çizgili kas, kemiklere bağlı oldukları için de iskelet kası şeklinde isimlendirilirler. Hücreleri silindirik, uzun ve çok çekirdeklidir. Erişkin bireylerde boyları cm’ye kadar olabilir. Kas lifinin sitoplazması sarkoplazma, endoplazmik retikulumu ise sarkoplazmik retikulum adını alır.

Sarkoplazmik retikulumun içleri kalsiyum ile doludur. Her kas lifi, birkaç yüz ile birkaç bin miyofibril içerir. Bir miyofibrilde yan yana uzanan aktin ve miyozin filamenti yani iplikçiği bulunur. İskelet kasının kasılması ise, İskelet kasının kasılması için kasa uyarı gelmesi gerekir. Bu uyarıyı sağlayan sinir lifleridir. Yani iskelet kasları ancak ve ancak uyarı sonucu kasılır. Genel anlamda hangi kas tipi olursa olsun bir kasın kasılması için gerekli temel yapılar;

  • Aktin : İnce flamentler
  • Miyozin: Kalın filamentler
  • Kalsiyum ve
  • ATP yani enerjidir.

Kasların kasılması için aktinle miyozin molekülleri arasında bağlantı kurulması gerekir. İskelet kasında temel kasılma birimleri ise; •Aktin •Miyozin •Tropomiyozin •Troponin ve •Kalsiyumdur. Normalde kas istirahat halinde iken tropomiyozin, aktinle miyozinin bağlanmasını engeller. Buradaki mekanizma tropomiyozinin, aktin üzerindeki aktinin miyozinle bağlanma bölgelerini kapatmış olmasıdır. Yani kasın kasılması için tropomiyozinin ortamdan uzaklaşması gerekir ki bağlanma bölgeleri açılsın.

İşte bu görevi kalsiyum üstlenir.

Hücre içinde konsantrasyonu artan kalsiyum troponin molekülüne bağlanır. Troponin bağlı kalsiyum kompleksi tropomiyozini ortamdan uzaklaştırır. Tropomiyozin uzaklaşınca aktinle miyozin arasındaki bağlantılar kurulur ve kas kasılır. Uyarılan sinir hücresinde oluşan aksiyon potansiyeli motor sinir boyunca yayılarak sinaps bölgesine kadar ulaşır. Gelen uyarı ile sinaptik yumrularda bulunan voltaj kapılı kalsiyum kanalları açılır. Sinir lifine giren kalsiyum iyonları asetilkolin vesiküllerinin içeriğini boşaltmasını sağlar. Asetilkolin sinir uçlarından kasa doğru salgılanır.

İskelet kasında kasılma için enerjiye ihtiyaç olduğu gibi gevşeme için de enerjiye gerek vardır. Sinaptik aralığa salınan asetilkolin, asetilkolinesteraz enzimi ile yıkılır. Miyozin başına bir ATP bağlanır ve aktin ile miyozinin bağlantısı kesilir. Kalsiyum, troponin C’ den ayrılır. Fazla kalsiyum, sarkoplazmik retikuluma özel kalsiyum pompaları ile geri pompalanır ve burada depo edilir. Böylece gevşeme olayı gerçekleşmiş olur. Düz kaslar, iskelet kasına göre çok daha küçük, mekik şeklinde hücrelerden oluşur. Düz kas hücreleri tek çekirdeklidir ve tüm yaşamları boyunca bölünebilme yeteneğine sahiplerdir.

Özellikle doku hasarı gerçekleştiğinde salınan bazı faktörler, bu hücrelerin bölünmesini uyarabilir. Düz kaslar, kasılma için gerekli olan, çok miktarda aktin ve biraz da miyozin filamentlerini içerirler. Düz kas hücrelerinde sarkoplazmik retikulum az gelişmiştir. Bu nedenle iskelet kasından farklı olarak kasılmanın temelini oluşturan kalsiyumun iki kaynağı vardır. Bunlar: •Sarkoplazmik retikulum •Hücre zarındaki kalsiyum kanalları ile hücreye giren hücre dışı kalsiyumdur. Kalp kası mikroskop altında enine çizgilenme göstermesiyle iskelet kasına, istemsiz çalışması ile düz kasa benzer.

Hücreler daha küçüktür ve dallanmalar yaparlar. Vücudumuzdaki kas türlerine değinerek başladık. Burada vücudumuzda iskelet, düz ve kalp kası olmak üzere üç tür kas çeşidi olduğu belirttik. Daha sonra kemikler, kıkırdak ve bağ dokudan oluşan iskelet sistemini açıkladık. İskeletin görevlerini bedene şekil ve destek verme , beden hareketlerinden sorumlu olma, iç organları koruma, kan hücrelerini üretme, kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depolama, bedenin dik durmasını sağlama olarak listeledik. İskelet sisteminin bölümlerini detaylandırdıktan sonra kemiğin anatomik yapısından ve çeşitlerinden bahsettik. Hücre zarının elektriksel özelliklerine ve aksiyon potansiyeli kavramına bakmaya çalıştık. Son olarak kas fizyolojisini iskelet kası, düz kas ve kalp kaslarının yapısı ve kasılma özellikleri özelinde anlattık.

Sıradaki içerik:

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi II