e
sv

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III. Vücudumuzun değişen iç ve dış koşullara rağmen sabit tutulmasına homeostasiz yani iç denge denir. Acaba gerek dış çevreden gelen, gerekse iç ortamımızdan gelen uyarıları organizmamızda hangi hücrelerimiz alıp değerlendirmekte, beynimizin bu değerlendirmedeki görevi ve ve buna göre de bir yanıt nasıl oluşturulmaktadır? Bu yanıtın oluşturulmasında iki temel sistem öne çıkmaktadır: Sinir sistemimiz ve Endokrin sistemimiz. İnsan hareket eden bir canlı olarak çevresiyle sürekli etkileşim hâlindedir.

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III

Çevresindeki avantajlardan yararlanmak ve tehlikelerden kaçınmak için insanın değişiklikleri fark etmesi, izlemesi, değerlendirmesi ve uygun tepkiler verme becerileri geliştirmesi gerekir. İşte bu fonksiyonlar insan sinir sisteminin görevidir. Genel olarak sinir sistemi iskelet kaslarını uyararak dış ortamdaki değişikliklere; kalp kası, düz kaslar ve salgı bezlerini uyararak da iç ortamdaki değişikliklere bedenin uyum göstermesini sağlamaktadır. İnsan hareket eden bir canlı olarak çevresiyle sürekli etkileşim hâlindedir. Çevresindeki avantajlardan yararlanmak ve tehlikelerden kaçınmak için insanın değişiklikleri fark etmesi, izlemesi, değerlendirmesi ve uygun tepkiler verme becerileri geliştirmesi gerekir.

İşte bu fonksiyonlar insan sinir sisteminin görevidir ve bu fonksiyonları üç ana bölüm altında inceleyebiliriz. İlk olarak sinir sistemi vücuttan ve dış çevreden çeşitli enerji çeşitlerine hassas özel reseptörler aracılığı ile alınan duyusal bilgileri toplayarak afferent duyusal sinirler aracılığı ile merkezî sinir sistemine yani beyin ve omuriliğe taşır.

İkinci olarak merkezî sinir sistemine gelen duyular girdiği bölümden başlayarak beyin korteksine doğru taşınırken her kademede daha ileri düzeylerde işlenerek yorumlanır. Duyular duyguya dönüşür ve kararlar verilir. Üçüncü ve son olarak ise beyin efferent yani motor sinir aracılığı ile tüm vücut organlarında gerekli cevapları başlatmak üzere harekete geçirir ve hareketin gerçekleştirilme seviyelerini de sürekli denetleyerek gerekli düzenlemeleri yapar. Sinir sistemi gerek iç gerekse dış ortamda meydana gelen değişikliklere ani cevap verebilmek üzere organize olmuş bir sistemdir. Genel olarak sinir sistemi iskelet kaslarını uyararak dış ortamdaki değişikliklere; kalp kası, düz kaslar ve salgı bezlerini uyararak da iç ortamdaki değişikliklere bedenin uyum sağlamasını sağlar.

Sinir sistemi, Merkezî sinir sitemi (MSS) ve Periferik sinir sistemi (PSS) olarak iki grup altında incelenir.

MSS, beyin ve omurilikten oluşur. Entegrasyon ve komuta merkezîdir. Periferik sinir sistemi, omuriliğin her iki tarafında uzanan spinal ve kraniyal sinirlerden oluşur. Periferik sinir sistemi fonksiyonel olarak iki bölümdür. Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten ibarettir. Alınan bütün uyarılar beyin ya da omuriliğe iletilir. Gelen uyarılar burada bütünleştirilir. Daha sonra değerlendirilir ve nihayetinde gelen uyarıya yanıt oluşur. Periferik sinir sistemi duyusal ve motor bölüm olmak üzere iki ana bölümden oluşur. İlk olarak duyusal bölümü ele aldığımızda duyusal bölüm, duyusal ve visseral afferent (visseral afferent) liflerden oluşur.

Duyusal afferent (afferent) lifler omuriliğe ve beyine, deriden, iskelet kasları ve eklemlerden gelen uyarıları taşırlar. Visseral afferent (visseral afferent) lifler ise beyne iç organlardan gelen duyusal uyarıları iletirler. Motor bölüm ise, merkezi sinir sistemin’den çıkan uyarıları effektör organlara yani salgı yapan bezlere veya kaslara iletir. Özellikle iç organların fonksiyonlarını düzenleyen sinirler otonom motor sinirler olarak bilinir ve sempatik, parasempatik ve sindirim sistemi işlevlerini düzenleyen enterik sinir sistemi olarak alt dallara ayrılırlar. İskelet kaslarına ulaşan motor sinirler ise somatik motor sistemi olarak adlandırılır.

Motor sinirler, iki ana bölümden oluşur;

  1. a) Somatik sinir sistemi, iskelet kaslarının bilinçli kontrolünü sağlarlarken
  2. b) Otonom sinir sistemi, düz kas, kalp kası ve bezlerin aktivitelerini düzenlerler.

Otonom sinir sistemi, sempatik ve parasempatik olmak üzere genel olarak birbirine zıt çalışarak organ aktivitelerini dengeleyen iki alt sinir grubundan oluşur. Sinir sisteminde iki temel hücre grubu bulunur. İlk olarak sinir hücreleri yani Nöronlar; bunlar elektrik sinyalleri ileten, uyarılabilir hücrelerdir. İkinci hücre grubu ise destek hücreleri yani nöroglialar ya da glialardır. Bunlar sinirlerin etrafında ve onları sararak onlara her türlü koruma ve yaşamsal destek sunarlar. Glial hücreler; astrositler, oligodentrositler, mikroglialar ve epandimal hücreler olarak dört başlık altında ele alınabilirler.

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III

Astrositler, en bol, çok amaçlı ve çok dallı glial hücreler olup, bazı dallarıyla nöronları sıkıca sararken diğer kollarıyla da kılcal damarlara sarılarak kan-beyin bariyerinin oluşumuna katılırlar. Astrositler, nöronlara yaşamsal destek ve bağlantı sağlarlar, nöronlara çapa atarak onları beslerler, nöron çevresinin kimyasal ortamını kontrol ederler. Oligodentrositler, Merkezi sinir sistemi sinir lifleri etrafında miyelin oluşturan hücrelerdir. Periferik sinir sistemi sinir lifleri etrafında miyelin kılıfını ise Schwann (şıvan) hücreleri oluşturur. Mikroglialar, Merkezi sinir sistemi içinde fagositoz yetenekleri sayesinde nöronları yabancı organizmalardan korurlar.

Epandimal hücreler ise, beyin boşlukları iç yüzeyini döşeyen epitel hücrelerdir ve Beyin Omurilik Sıvısını yani BOS salgılarlar. Sinir hücresi, sinir hücresinin gövdesi yani soma kısmı, çekirdek ve nukleolus içerir. Bu bölgeden çıkan uzantılar olan dendritler çevreden gelen uyarıları alan ve somaya ileten kısımdır. Yine somadan çıkan uzantı olan aksonlar ise somadan almış olduğu bilgiyi ilgili kısımlara ileten en uzun sinir uzantısıdır. Unipolar nöronlar, tek bir uzantısı olan nörondur. Gövdeden tek bir uzantı çıkar. Bu uzantının ucu, dendrit ile başlar; diğer iki ucu akson ile sonlanır.

Bipolar, iki uzantısı olan nörondur. Gövdeden karşılıklı olarak iki uzantı çıkar. Bu uzantılardan biri dendrit, diğeri ise aksondur. Multipolar ise gövdeden çok sayıda uzantının çıktığı nöronlardır. Bu uzantıların kısa olanlarına dendrit, uzun olanlarına ise akson adı verilir. Dendritler çok sayıda olmalarına karşın, aksonlar ise bir tanedir. Aksonlar, akson tepeciğinden kaynaklanan eşit çaplı uzun silindirik uzantılardır. Uzun aksonlara sinir lifleri de denir. Genellikle nöron başına yalnızca bir dalsız akson bulunur. Nadiren dallanırlar. Eğer akson dallanması varsa akson kollateralleri olarak adlandırılırlar. Aksonlar sonlandıkları alanlarda birçok dallara ayrılarak akson terminallerini oluştururlar. Akson terminallerinde daha önceden sentezlenip depolanan nörotransmitterler aracı kimyasal haberciler bulunur ve uyarı geldiğinde bu kimyasal haberciler salgılanır.

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III

Miyelin kılıfları, Periferik sinir sistemi içinde Schwann (şıvan) hücreleri tarafından oluşturulurken Merkezi sinir sistemi’nde miyelin kılıfı oligodendrositler tarafından oluşturulur. Periferik sinir sistemi’nde Ranvier düğümleri, birbirini takip eden bitişik Schwann (şıvan) hücreleri arasındaki miyelin kılıfı boşluklarıdır. Sinir uyarıları sadece Ranvier boğumlarında oluşur ve Ranvier boğumları arasında yapılır. Bundan dolayı, sinir uyarılarının iletim hızı oldukça artırılır. Uyarılabilen dokularda eşik şiddeti denen sınırın aşılmasından sonra oluşan ve zar boyunca yayılan potansiyellere aksiyon potansiyeli denir. İki hücrenin bir araya geldiği bölgelere sinaps denir.

Sinaptik aralık, presinaptik ve postsinaptik nöronları birbirinden ayıran sıvı-dolu bir aralıktır. Bir nörondan diğer nörona doğrudan sinir uyarıları geçişini önler. Uyarının presinaptik nörona geçişi, presinaptik nöronlardan salınan ve postsinaptik nörondaki reseptöre bağlanabilen nörotransmitterler ile gerçekleşir. Asetilkolin, serotonin, katekolaminler, gama aminobütirik asit başlıca nörotransmitter maddelerdir. Gelişim sürecinde merkezî sinir sistemi bir çubuğa benzetilebilir. Çubuğun tepe kısmında beyin yer alır. Çubuğun geri kalan kısmı ise omurilik olarak değerlendirilebilir. Merkezî sinir sistemi vücudun kontrol ve komuta merkezidir.

Beyin ve omurilikten oluşur. Merkezî sinir sisteminde, istemli ve istemsiz tepkilerimizi kontrol eden sinir merkezleri bulunur. Beyin ve omurilik, beyin omurilik sıvısı, beyin zarları, kafatası ve omurga kolonu tarafından korunur. Beyin temel anlamda bölgede incelenir. Serebrum, diensephalon, beyin sapı ve beyinciktir. Serebrum ve diensephalon birlikte bir yapı olarak ele alındığında bu yapıya önbeyin denir. Beyin sapı ise kendi içerisinde orta beyin, pons ve medulla oblangatadan oluşur. Periferik Sinir Sistemi, beyin ve omurilik dışındaki tüm nöral yapılardan oluşur.

Otonom sinir sistemi birbirine zıt olarak çalışan iki sisteme ayrılır.

Sinir sisteminin görev ve fonksiyonlarını açıklayarak başladık. Sinir sisteminin organizasyonunu merkezi sinir sistemi ve periferik sinir sistemi olarak iki grup altında inceleyerek açıkladık. Periferik sinir sisteminin duyusal ve motor bölümlerini detaylandırarak devam ettik. Glial hücreleri; astrositler, oligodentrositler, mikroglialar ve epandimal hücreler olarak grupta ele aldık. Nöronların yapısal ve fonksiyonel özelliklerine, nöron tiplerine değindikten sonra nörotransmitterleri açıkladık. Miyelin kılıf, ranvier düğümleri, aksiyon potansiyelleri ve sinaps kavramlarına değindik. Son olarak otonom sinir sistemi kavramını açıklayarak programımızı tamamladık.

Sıradaki içerik:

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi III