e
sv

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV. Kalbimiz nasıl çalışmaktadır? Bedenimize oksijen nasıl sağlanmaktadır acaba? Atık maddeler nasıl uzaklaştırılmaktadır? Gerçekten de Kalp-damar dolaşım sistemi, bedenimize oksijen ve besin sağlamak, ısı dâhil artık ürünleri de ortamdan uzaklaştırmakla sorumlu kapalı bir düzenektir. Kalbimiz ömür boyu çalışırken bu enerjiyi nereden sağlamakta ve sürdürebilmektedir? Dışarıya alınan kalbimiz çalışabilir mi? Gerçekten de kalp kendi elektriğini üretebilen bir organ olduğu için beden dışında da dolaşım sağlandığında bağımsız olarak kendi kendine çalışabilmektedir. Peki bu elektriksel dalgalar ölçülebilir mi?

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV

İki kolumuza, sol bacağımıza ve göğsümüze yerleştirilen elektrot denen akım algılayıcılar bu elektriği alır ve elektrokardiyografa iletir ve bu alette elektrokardiyogram yani EKG denen elektrik kaydı yapılarak ölçüm gerçekleştirilmiş olur. Bu sistemimizin temel bileşenleri de kalp, damarlar ve kandır. Kalp dolaşım sisteminin merkezidir. İçi boş, kastan yapılmış ve yaklaşık gram kadar bir organdır. Başlıca görevi, kanın damarlar içinde akması için gerekli basıncı sağlamak adına pompa gibi çalışarak günde yaklaşık ( bin) kere atar. Kalbin içindeki boşluk dörde bölünmüştür.

Kalbin tabanı dediğimiz üst tarafında sağlı sollu boşluk vardır. Bunlara sağ ve sol kulakçık denir. Bedeni dolaştıktan sonra büyük ve küçük dolaşımla kalbe dönen kan kulakçıklara dökülür. Kalbin ucundaki boşluklara sağ ve sol karıncık denir. Kulakçıklardan aşağı pompalanan kan karıncıklara iner. Karıncıklardaki kan sağ karıncıktan akciğer atardamarıyla akciğerlere ve sol karıncıktan aort ana damarıyla bedene pompalanır. Diğer organlardaki gibi kalbin de kendi damarları vardır. Bu damarlar kalbe oksijen ve besinlerin gelmesi ve kalbin ürettiği karbondioksit ve artık maddelerin atılmasını sağlayan bir ağ teşkil ederler.

Bu ağa koroner dolaşım denir. Kalp kendi elektriğini üretebilen bir organ olduğu için beden dışında da dolaşım sağlandığında bağımsız olarak kendi kendine çalışabilmektedir. Bu özellik sinoatrial düğümde, atriyoventriküler düğümde ve his demetinde bulunan kasılma özelliğini kaybetmiş ve sadece elektrik üreten hücrelere dönüşmüş kas hücreleri ile ortaya çıkmaktadır. Sinoatrial düğüm üst ana toplardamarın sağ kulakçığa bağlandığı yerde bulunur. Burası kalp atışını başlatan yerdir ve önder odak adını alır. Kişi dinlenme durumunda iken dakikada 70-80 aksiyon potansiyeli üretilmektedir. Kalbin ürettiği depolarizasyon ve repolarizasyon dalgaları bedenin dış yüzeyine kadar iletilebilir ve derimizden bu elektriği ölçebiliriz.

İki kolumuza, sol bacağımıza ve göğsümüze yerleştirilen elektrot denen akım algılayıcılar bu elektriği alır ve elektrokardiyografa iletir ve bu alette elektrokardiyogram kısaca EKG denen elektrik kaydı yapılarak ölçüm gerçekleştirilmiş olur.

Damar ağının bedenimizdeki toplam uzunluğu yaklaşık bin kilometre kadardır. Damarlar kalpten aldığı kanı dokularımıza götürür ve dokulardan tekrar kalbe getirir. Sol karıncığın kasılarak aorta gönderdiği kan damar duvarını dışarı doğru gerer. Bu germe aslında kanın damara yaptığı basınçla olur ve bu basınca da kan basıncı denir. Kasılma sonrası aorttaki basınca sistolik kan basıncı denir ve büyük tansiyon olarak bilinir. Sağlıklı bir birey oturur durumdayken bu basınç yaklaşık 120 mm Hg kadardır. Kan kapalı damar sistemi içerisinde dolaşan sıvı halde bir dokudur. Kan, plazma ve şekilli elemanlardan meydana gelmiştir.

Plazma kanın sıvı kısmını, eritrosit, lökosit ve trombositler hücresel kısmını oluşturmaktadır. Eritrositler, içlerinde bulunan hemoglobin molekülü sebebiyle kırmızı renkli bikonkav disk şekilli kanda en fazla sayıda bulunan hücrelerdir. Polipeptid zincirleri amino asitlerin sıralanmasıyla oluşmuştur. Hem molekülleri ise protoporfirin bir halka ve ortasına yerleşmiş oksijeni bağlayan demirden oluşur. Yani 1 hemoglobin molekülünde 4 hem grubu ve 4 demir atomu bulunur. Lökositler, vücudu tehdit eden bakteri, virüs ve çeşitli mikroorganizmalara karşı vücut savunmasında rol alan kan hücrelerdir.

Kemik iliğinde kök hücrelerden ve az miktarda lenf dokudaki öncü hücrelerden üretilen lökositler lenf damarları aracılığıyla dolaşıma çıkarlar ve enfeksiyon, enflamasyon ve ateşli durumlarda dolaşımdan dokulara geçerek savunmada rol oynarlar. Trombositler, kemik iliğinde üretilen dev hücreler olan megakaryositlerin parçalanması ile oluşan, çekirdeksiz, 2-4 µm çapında, sitoplazması bol granül içeren kan elemanlarıdır. Trombositlerin kanamanın durdurulmasında önemli görevleri vardır. Normal sayıları 150.000 – 400.000 /mm arasındadır.

Sayılarının normal değerlerden azalmasına trombositopeni, artmasına trombositoz denir. Programa dolaşım sisteminin merkezi olarak adlandırılan kalbi açıklayarak başladık. Yapısal özelliklerini detaylandırarak bu kısımda kalbin dört kapaktan oluşan yapısını detaylandırmaya çalıştık. Koroner dolaşımı bir ağa benzeterek açıkladık ve kalbin kendi kendine çalışma sürecine değindik. Kalbin elektriksel ölçümünün yapılmasını sağlayan EKG cihazından bahsettikten sonra damarları anlatmaya başladık. Burada kan basıncı kavramını, kanın yapı ve görevlerini anlattık. Son olarak neler olduğuna bakarak programımızı tamamladık.

Sıradaki içerik:

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi IV