e
sv

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi I

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi. Canlının en küçük yapısal ve fonksiyonel birimi olan hücre içerisinde çok sayıda birbirinden bağımsız ve bağımlı biyokimyasal ve fizyolojik olaylar gerçekleşir. Bu olayların hepsi hücrelerin dolayısıyla bedenin canlı kalabilmesi için şarttır. Canlının en temel yapı ve fonksiyon birimi olan hücreler, hücreler arası destek yapılarla bir araya gelmesi ile dokuyu; dokular organları; organlar sistemleri ve sistemler de canlıyı oluşturur. Bu mucizevi bir yapıdır.

Bu yapının saklı kalan ve çözülemeyen bazı yönleri vardır. İşte fizyoloji, bu gizemi açıklamaya çalışan, araştıran dallardan birisidir. Konuyla bağlantılı olarak kullanılacak kavramlar; canlı bedenini oluşturan sistemlerin, beden dışından ve içinden hatta hücrelerin hücre içi ve dışında meydana gelen değişimlere uyum göstermesi, bu değişiklikleri algılayarak var olan sistemlerini hücresel fonksiyonlarını koruması gerekir. Basitçe başka bir deyişle canlı denge, iç denge, ya da kararlı durum adı verilir. Aslında homeostasis ile fizyoloji kelimeleri içi içe geçmiştir.

Fizyoloji yaşamı açıklayan bir bilim dalıdır. Yani basitçe fizyoloji; hücre, doku, organ ve sistemlerin normal çalışma prensiplerini ve etkileşimlerini inceler. Fizyoloji bu incelemeleri yaparken optimum sınırlar içinde kalır. Yani yaşam için gerekli unsurları ortaya koyar. Fizyolojik parametreler sağlanabildiği ölçüde kişiler yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilir. Fizyolojinin sınırları aşıldığında da patoloji, yani hastalık ortaya çıkar. Hücreyi oluşturan başlıca yapılar su, elektrolit, protein, lipid ve karbonhidratlardır. İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi

Hücreler yapılarına, şekillerine ve fonksiyonlarına göre farklı şekillerde sınıflandırılır. Bulundukları doku ve organların yapısına göre, yuvarlak, yassı, ipliksi, iğsi, prizmatik, küp ya da farklı bir biçimde olabilirler. Hücreler genel olarak hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olarak ana yapıda incelenir. Hücre zarına fonksiyonel özellikler kazandıran, hücre zarının yapısıdır ve hücre zarına, plazma zarı da denir. Hücre zarının kalınlığı hücreden hücreye değişse de genelde 6-10 cm kalınlığındadır. Plazma zarı temel olarak yağlardan, proteinlerden ve az da olsa karbonhidratlardan oluşur. Hücre zarının yapısı ile ilgili olarak çok farklı sayıda model öne atılmışsa da günümüzde en çok kabul gören model akıcı-mozaik zar modelidir.

Akıcı-mozaik zar modelinde hücre zarı çift kat lipid tabakası ve üzerinde gömülü proteinlerden oluşur. Hücre zarlarında bulunan proteinlerin tipleri ve sayıları hücreden hücreye farklılık gösterir. Hücre zarında bulunan proteinler hücrelerin ve hücre zarlarının özel fonksiyonlarına aracılık ederler. Hücre zarının etrafını çevirdiği hücresel bir alan vardır. Hücre zarı ile çekirdek arasında kalan akıcı yoğun sıvıya sitoplazma adı verilir. Bu yoğun sıvı içinde yüksek düzeyde organize olmuş fiziksel yapılar olan organeller vardır.

Organellerin ve partiküllerin içinde dağıldığı sıvıya da sitozol adı verilir. Hücrenin yaşamsal fonksiyonları organellerce gerçekleştirilir. Hücreyi oluşturan temel organellerden biri, mitokondridir. Hücrelerde enerji üretiminden sorumlu olan mitokondri, sitoplazmasının bütün alanlarına yerleşmiş durumdadır. Sinir ve kas hücrelerinde çok sayıda bulunan mitokondride ATP sentezlenir. Endoplazmik retikulum, hücre içinde tübüler ve yassı veziküler yapıların bir ağıdır.

Temel görevleri; hücre içinde madde dağıtımı, madde taşınımı ve kalsiyum gibi maddelerin depolanmasıdır.

Ancak endoplazmik retikulumun, bulunduğu hücre tipine göre farklı görevleri de olabilir. Hücre organellerinden ribozom, protein sentezinin yapıldığı organeldir. Sitoplazmada serbest ya da endoplazmik retikuluma bağlı olarak bulunur. Temel görevi, hücrenin yapısına katılan proteinleri sentezlemektir. Golgi apereyi ya da golgi aygıtı, endoplazmik retikulumla sıkı bir ilişki içindedir. Golgi aygıtının başlıca görevleri; hücre zarının yapısına katılmak, lipid ve glikoliplerin sentezini yapmak, çeşitli salgıların sentez ve depolanmasını sağlamak, lizozomların oluşumuna katkıda bulunmaktır.

Lizozom bir zarla çevrelenmiş büyük, düzensiz ve veziküler bir organeldir. Lizozomlardaki asit hidrolaz enzimleri proteinleri, karbonhidratları ve yağları parçalar. Peroksizomlar, lizozomlara benzerlik gösterir. Peroksizomlarda oksidaz enzimleri bulunur. Önemli bir fonksiyonu zararlı maddelerin oksidasyonudur. Çekirdek hücrenin kontrol merkezîdir. Bedende bulunan tüm hücrelerin çekirdeği vardır. Ancak eritrositlerin çekirdeği yoktur. Hücre çekirdeğinin görevi; kalıtsal materyal olan genlerin çalışmalarını sağlayarak yaşamsal fonksiyonların sürmesini sağlamak ve kontrol etmektir.

Hücre zarı da dâhil, hücre yapılarının hepsi homeostasisin devamı için uyum içinde çalışırlar. Hücrenin içi-dışı, organellerinin içi-dışı, çekirdeğin içi-dışı hep sıvı bir ortamdır. İşte hücrelerin ve temel yapılarının canlılığını sürdürebilmesi için; gerekli olan maddeleri bu sıvı ortamdan alması; gerekli maddeleri kullanması ve kullanım sonrası açığa çıkan zararlı, atık ya da gereksiz maddeleri hücrelerden dışarı atması gerekir. Bu işlemlerin yapılabilmesi için de maddelerin hücreye tek giriş ve çıkış alanı olan hücre zarlarını kullanmak gerekir.

Seçici geçirgen bir yapıya sahip olan hücre zarları, her maddenin geçişine izin vermez. Maddelerin ve suyun hücreye giriş ve çıkışları kontrol altındadır. Maddelerin zar boyunca geçebilmeleri için maddelerin geçişlerini sağlayacak bir güce ihtiyaç vardır. Bu geçiş gücü zarın her iki tarafındaki basınç farkı, yoğunluk farkı olabilir. Bu farklılıklar maddelerin geçişleri için itici bir güçtür. Bu itici güç sayesinde maddeler enerji kullanmaksızın zarın bir tarafından diğer tarafına seçici geçirgenliğin izin verdiği ölçüde rahatlıkla geçebilir.

Hücre zarından difüzyon; basit difüzyon ve kolaylaştırılmış difüzyon olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.

Basit difüzyon; herhangi bir protein molekülülünün yardımı olmaksızın, maddelerin çok yoğun ortamdan daha düşük yoğunluktaki ortama geçişleridir. Oksijen, karbondioksit, etanol gibi küçük moleküller basit difüzyonla taşınırlar. Kolaylaştırılmış difüzyon ise; maddelerin çok yoğun olduğu ortamdan, daha düşük yoğunluktaki ortama, aracı bir protein yardımıyla enerji kullanmaksızın taşınmasıdır. Hücrelere alınan glikozun çoğu kolaylaştırılmış difüzyonla hücre içine taşınır.

Su moleküllerinin, suyun çok yoğun olduğu ortamdan daha düşük yoğunluktaki ortama seçici geçirgen zar aracılığıyla enerji kullanmaksızın geçiş yapmasına da ozmoz denir. Hücreler genel olarak hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olarak ana yapıda incelenir. Hücre zarının etrafını çevirdiği hücresel bir alan vardır. Hücre zarı ile çekirdek arasında kalan akıcı yoğun sıvıya sitoplazma adı verilir. Çekirdek hücrenin kontrol merkezîdir. Hücrenin yaşamsal fonksiyonları organellerce gerçekleştirilir.

Bu organeller; mitokondri, endoplazmik retikulum, ribozom, golgi apereyi, lizozom ve peroksizom lizozom şeklindedir. Maddelerin çok yoğun ortamdan az yoğun olduğu ortama doğru geçişlerine difüzyon adı verilir. Su moleküllerinin, suyun çok yoğun olduğu ortamdan daha düşük yoğunluktaki ortama seçici geçirgen zar aracılığıyla enerji kullanmaksızın geçiş yapmasına da ozmoz denir.

Sıradaki içerik:

İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi I