e
sv

İş Aramayın, İş Kurun!

avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Bugünkü konuşacağımız konu, yapay zekâ ve kariyer üzerine olacak. Gençlerin genel sorulan  soru, “Biz gelecekte iş mi aramalıyız? “ “Kendimiz iş mi kurmalıyız?”, “Ne yapmalıyız?” gibi oluyor. Şöyle söyleyebiliriz; kafalarında bir soru işareti var. Bununla alakalı, gelecekte ne tür meslekler değişim yaşayacak ya da geleceğin meslekleri neler olacak ile alakalı sizinle bir paylaşım yapmaya çalışacağız. 

 

Beni şöyle düşünün, ben üniversitede hocayım. Ve benim de tabii ki sosyoloji ile alakalı çok önemli bir doktora alanım daha var. Ben Antropoloji de okudum aynı zamanda. Doktora alanlarımdan bir tanesi Antropoloji. Sosyolojinin daha büyük şemsiyesi içinde bunu çok iyi değerlendiren bölümlerden bir tanesi. Ama tabii ki üniversite asıl yaptığım iş, profesörlük alanım, üniversitede inovasyon, teknoloji ve bütün dünyada üniversitelerden de yola çıkarak, dünyanın önümüzdeki dönemde, Endüstri 4.0’da nasıl bir yol izleyebileceğini görebilmek ve değerlendirebilmek. 

 

Teknolojide Antropoloji [1]

Biz; tekerleğin bulunuşu gibi, otomobilin kullanım alanına çok fazla girmesi, atların bir anda gündemden çıkması gibi, çok önemli bir geçişin aslında tam da eşiğindeyiz. Neo Marksist bir sosyolog olarak belki bilir arkadaşlar, çok önemli bir adam vardır. David Harvey diye.

 

David Harvey, City University of New York’da; CUNY diye geçen üniversitede hocadır ve bu geleceğin nasıl geleceğini, aslında bizim yeni bir dijital dünyadan yeniden nasıl yapılanacağımızı söylüyor. Bu nedenden dolayı, bugün üniversitede 2020 yılında mezun olacaklar aslında genetik alt yapılarına göre bakıldıklarında en az 60 yıl devredecekler. 

 

Eskiden şöyle bir konuşma vardı; “İnsanlar eskiden, gerçek anlamda emeklilik yaşı 65’e çıktığı zaman herkes yürüyüşler yaptı bütün dünyada.” Ne o? Bizi çalıştırıp ardından hiç emekli etmeden mezara mı göndereceksiniz?” diye. Ama bugün çok iyi biliyorsunuz ki, artık 87 yaş sonrası yaşlı kabul ediliyor. Özellikle de pandemi krizi öncesinde Türkiye’nin DNA raporuna bakıldığında, Türkiye’nin ömür yaşı, 107’ye kadar uzadı. 

 

Bu ne demek? 

Türkiye gibi gelişmiş ülkelerde bu yaş, 107-110 gibi görüyor. Bugün 1990 öncesi doğan bizler olarak söylüyorum bunu; 107. özellikle 110-115 yaşlarına kadar yaşayacaklar. Bu şunu gösteriyor; bizlerin bu anlamda uzun vadeli yaşam boyu eğitimi destekleyecek çalışmalara çok önem veriyor olmamız gerekiyor. Bu anlamda sizlere de çok bahsettiğimiz üzere, dünyanın bütün konjektründe, akademik yapıda, kotalarda büyük değişiklik var ve sosyal bilim alanındaki kotalarda büyük bir düşüş var. Çünkü herkes yazılımcı olmak istiyor. Herkes biyoteknoloji alanlarına yöneliyor ve özellikle uluslararası ilişkiler, tarih, sosyoloji, antropoloji gibi alanlarda, aslında bu anlamda büyük bir düşüş olduğu düşünülüyor. 

 

Halbuki hayır! Sizin okuduğunuz sosyoloji bölümünü, ya da sosyal bilimi nasıl şekillendireceğinizle alakalı konu. Eğer siz, o alanı, gerçekten 21. yüzyılın talep edebileceği noktada şekillendirirseniz, bu çok önemli konulardan bir tanesi. Bunu da lütfen kavram olarak değerlendiriniz. Özellikle “Kırmızı Kraliçe Etkisi” diye bir etki vardır. O da şudur aslında normalde; tabiattan alınmış, özellikle önemli bir bilgidir. Biliyorsunuz aslıda tabiatta müthiş bir rekabet var. Biz insanları dışarıda tuttuğumuzda gerçek anlamda en iyi yumurtanın döllenebileceğini, en iyi şekilde şekillenebileceğini, bu anlamda tabiattaki dengeyi, büyük balığın küçük balığı yediğini, en hızlı koşandan kaçarken zayıf kalanın bir başkasını yem olduğunu biliyoruz. Tabiatta bu yapı içinde. 

 

Bırakın onu, doğaya bakın, özellikle ağaçlara. Çok peaceful duruyorlar! Ne kadar barışçıllar, aman ne kadar da iyi yaşıyorlar diye görüyoruz. Ama onların kendi kavramları içinde bile, özellikle bir yaprak ya da bir ağaç fazla büyüdüğünde, ormanda kendisi daha az ışık alacağı için, o da aynı anlamda büyüyerek aynı ışığı almaya, aynı oksijeni üretmeye ve kendi yaşamını sürdürmeye çalışan ağaçlar bile o anlamda önemli. Bunların arasında tek insan özelliği var. Kırmızı Kraliçe Etkisi dediğimiz kısım o. İnsan kendini o rekabetten uzak tutarak, ayrı kalarak, kendi sevdiği işi yaptığı takdirde, kendi değer üreteceği alanı oluşturduğu takdirde, kendini farklı kılıp sevdiği bir alanda, kendini ortaya koyduğu zaman durum değişebiliyor. 

 

Peki ne oluyor insan, çalışmış gibi hissetmiyor. İnsan, gerçek anlamda değer üretebilecek bir alan oluşturabiliyor. Şimdi buna bir örnek vermek istiyorum. Önümüzdeki dönem, özellikle insan davranışlarını, insan bilimini, insanların sosyolojik interaksiyon anlamında ki habituslarını, bu habitat kısmını iyi bilmek lazım. Pierre Bourdieu’nun Habitus’unu iyi anlamamız gerekiyor. Çok önemli bir şey. Bu kelime aslında normalde Kur-an’da geçen bir kelime. Kur-an’dan alınıyor. Çünkü Pierre Bourdieu bunu biliyorsunuz Cezayir’deki Müslüman toplumların arasındaki etnografik çalışmalar yapıyor. 

 

O süreç içinde o kelimeyi buradan alıyor. Ve anlıyor ki Habitus inanılmaz önemli bir konu ve ekosistem yaratılması gerekiyor. Bireyin 

 var olabilmesi için, bireyde oluşturabilmek açısından bu anlamda çok önemli bir konu Habitus. Antropoloji, sosyoloji çalışan kişilerin için kendi sevdikleri alanları bulup, insan bilimi açısından, yeni kendi değer üretme alanlarımızı oluşturabilirsek, bu anlamda yapay zekâ döneminde en çok aranan ve bu anlamda da değer üreten kişiler olurlar. 

 

İş aramayın, işinizi kurun. 

 

Kendi startup’ınızı oluşturun. O startup’ın içinde ben, o, co-founder dediğimiz kurucu üye olabilir. %70’i,%40’ı arkadaşlarından birisi olabilir ve o anlamda değerlendirebilirsiniz. Pierre Bourdieu’nun söylediği gibi habitusları çok iyi anlamak, o habitusun içinde ki değer zincirlerini çıkartmak, ve mutlaka rekabetin getirmiş olduğu çılgınca, -bakın – rekabetin getirmiş olduğu çılgınca stres ve bilinmezlikler arasında savrulmayın. Panik olmak yok. Hiçbir şekilde panik olmak yok. Değer üretme zinciri içinde bulunmak çok önemli. 

 

Çok önemli bir başka konu; insanlar bu anlamda özellikle önümüzdeki dönem; çok büyük bir, aynı yaprak gibi, ağacından kopmuş bir yaprak gibi; çok fazla savrulabilirler. Bu anlamda bizim; kariyer anlamında, özellikle gençlere, öğrencilerimize, hatta işlerini kaybetmek üzere olan ya da kaybetmiş olan belli yaştaki uzmanlara söylediğimiz en önemli ajandalardan biri bu.

 

Kesinlikle hayatta kaybolmuş hissetmemek, stratejik anlamda kendinin yeteneklerini fark etmek ve yetenek geliştirmek çok önemli konular. Bu, önemli ajandalarımızdan bir tanesi. Yine burada Vygotsky’yi anmadan edemeyeceğiz. Vygotsky’nin söylediği gibi, çok önemli bir konu, bu anlamda kendimizi özellikle korkudan uzak tutup, büyüme alanlarımızı, kendimizi geliştireceğimiz olan alanları buluyor ve şekillendiriyor olmamız gerekiyor. Bu anlamda bizim için en önemli ajandalardan bir tanesi bu. 

 

Vygotsky[2]

 

Yıllarca şu tartışıldı. Chomsky’yi bilirsiniz, Dil gelişimi konusunda insanın bulunduğu düzenek açısından, insanın, bir şey bilmeden bile dili geliştirdiğini söyler ve yıllarca Skinner ile karşılıklı büyük kavga verdiler. Skinner Harvard’daydı. Chomsky MIT’de. Özellikle Skinner dil gelişimi konusunda bastıra bastıra mutlaka önce aileden öğrendiği kültürel faktörlerle öğrenilmesi gerektiğini söylerken; Chomsky insan beyninin ne kadar müthiş olduğunu dile getirerek, bu anlamda insanın bir şeyleri duymadan bile, bir şeyleri yaşamadan bile, içindeki gücün ne kadar var olduğunu ona hatırlattı ve çocukluk dönemindeki dil gelişimi ve dil algılamasını, muhakemesini değerlendirirken bunun üzerinde durdu. 

 

Şunu unutmayın; bizler dijital anlamda yeni okur-yazarlıklar kazanıyoruz, öyle değil mi? Zoom’du, Microsoft’un o’suydu, Google’ın bu’suydu. Öyleydi, böyleydi. Tüm bunlar alanında özellikle üzerinde duracağımız en önemli konulardan bir tanesi hiçbir şekilde yeni diller, yeni beceriler, yeni yetkinlikler kazandığımız bu dönemde Chomsky’nin ya da Robert Sapolsky’nin bu anlamdaki ya da nörobilim anlamında, ileri sinirbilim çalışmalarında gösterdiği gibi insan beyninin gücüne inanıyor olmanız gerekiyor. Bu çok önemli konulardan biri. 

 

Stanford bölgesinde Palo Alto’da, Silicon Vadisi’nde en çok alanda çalışan alanda antropologları görülüyor . Türkiye’ye bakıldığında belki sosyoloji, antropoloji gibi alanlar daha burun kıvrılan, çok istenmeyen bölümler ama kesinlikle öyle değil. Özellikle 21. yüzyılda, bu dijital dünyanın değişim ve dönüşüm içinde bulunduğu dönemde UX ve UI diye tanımladığımız, “user’s experience” diye geçen, kullanım tecrübesine dayalı yeni ürünler, yeni hizmetler ve yeni süreçleri oluşturacak olan konumlarda mutlaka ve mutlaka habitusu anlayan, oradaki dinamikleri şekillendiren, iyi antropologların ve sosyologların mutlaka olması gerektiğine inanıyoruz. 

 

Keywords 

  1. iş aramayı bırakmak,
  2. iş aramamak,
  3. iş isteyenler,
  4. iş yatırımcı aramak,
  5. iş kurmak için kredi,
  6. iş kurmak istiyorum ama param yok,
  7. iş kurmak için devlet desteği,
  8. iş kurmak ekşi,
  9. iş kurmak istiyorum 2020,
  10. iş kurmak için gerekenler,
  11. iş kurmak için devlet desteği 2020,
  12. iş kurmak istiyorum ne yapabilirim,
  13. iş kurmak istiyorum,
  14. iş kurma aşamaları,
  15. iş kurma alanları,
  16. is kurma a word,
  17. iş ağı kurma,

Sıradaki içerik:

İş Aramayın, İş Kurun!