e
sv

Medeni Hukuku I

Medeni Hukuku
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Medeni Hukuku. Yaradılış gereği toplu halde yaşayan insanlar arasında sosyal ilişkileri düzenlemek için din kuralları, ahlak kuralları ve görgü kuralları gibi bazı sosyal düzen kuralları bulunur. Ancak hukuk kuralları diğer sosyal düzen kurallarına göre daha büyük önem taşır. Bunun sebebi hukuk kurallarının devlet yaptırımı ile kuvvetlendirilmiş olmasıdır. Medeni hukuk ise hukuk sisteminin bir kolunu teşkil eder.

Hukuk kuralları toplum halinde yaşamak zorunda olan insanların birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen en önemli sosyal düzen kuralı niteliğini taşıyan kurallardır. Medeni hukuk ise kişiler arasındaki özel ilişkileri konu edinir. Medeni hukuk, kişilerin birbirleriyle ve belirli ölçüde devletle olan doğrudan veya dolaylı ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan bir pozitif hukuk alanıdır. Medeni hukuk, beş ana dala ayrılır. Bunlar; Medeni hukukun yazılı kaynakları arasında Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu vardır.

Bunların yanında diğer kanunlarda da medeni hukuku ilgilendiren hükümler mevcuttur. Pozitif hukukumuzda, kanun kuvvetinde bir enstrüman daha bulunur. Öyle ki 1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan değişiklikle Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi 1982 Anayasasında da mevcuttur. Söz konusu yetki kanununda, kararnamenin amacı, kapsamı, ilkeleri ve bu yetkiyi kullanma süresi açıkça gösterilmelidir. Medeni Hukuku

Medeni Hukuku

1982 Anayasası’nın 115. Maddesinde ise tüzükler hakkında bir düzenleme vardır; “Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay incelemesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir.” Tüzükler, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır ve kanunlar gibi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer. Kamu kuruluşları ise kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelik çıkarabilirler.

Medeni hukukun asli kaynakları arasında yargısal bir karar türü de mevcuttur. “İçtihadı Birleştirme Kararları” Yargıtay’da büyük genel kurul da denilen “İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu” veya küçük genel kurul olarak anılan; “Hukuk ve Ceza Genel Kurulları” tarafından alınır. Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararları benzer olaylarda bütün mahkemeleri bağlayıcı bir niteliktedir. Örf ve âdet hukuku kuralları, hâkimin yazılı bir hukuk kuralı bulamadığı durumlarda başvuracağı tali bir kaynaktır. Hâkimin, yazılı yazısız hiçbir hukuk kurallarının bulunmadığı bir olay karşısında kanun koyucuymuş gibi kural koymasına ise hâkimin yarattığı hukuk denir.

İçtihat, mahkemeler tarafından verilen kararlarda bir hukukî sorunun çözümünde izlenen yolu ifade eder. Mahkemeler, önlerine gelen somut olayları çözümlemek için soyut hukuk kurallarını uygularlar. Doktrin ise hukuk bilimiyle uğraşan bilim adamlarının hukukî sorunlara ilişkin görüş ve düşüncelerini ifade eder. Hukukun gelişmesinde bilimsel görüşlerin büyük bir önemi bulunur. Kural olarak mahkemeler karar verirken içtihat ve doktrine uymak zorunda değildirler.

Bu durum bu iki kaynağın yardımcı kaynak olarak nitelendirilmelerinde temel sebeptir. Medeni Kanunun uygulanması dendiğinde “Kanunun Sözüyle Uygulanması” ve “Kanunun Özüyle Uygulanması” konuları akla gelir. Hâkim, önüne gelen hukuki uyuşmazlığı çözebilmek için öncelikle uygulayacağı hükmün açık ve seçik ifadesinden çıkan anlama göre kanunu uygulayacaktır.

Kanunun özü teriminden kanunun bütününe egemen olan esaslara göre belirli bir maddenin ifade ettiği anlam anlaşılır.

Kanunun özünü ortaya çıkarabilmek için yapılması gereken kanunu yorumlamaktır. Kanun koyucu tarafından yapılan yoruma yasama yorumu denmekle birlikte mevcut pozitif hukukumuzda uygulaması yoktur. Hâkimlerin hukuk kurallarını uygularken yaptıkları yorum yargısal, hukuk bilimiyle uğraşan kişilerin yaptıkları yorum ise bilimsel yorumdur. Deyimsel yorumda kanunun mantık ve deyim bakımından anlamını araştırmak esastır.

Tarihsel yorum yönteminde, kanun koyucunun iradesinin araştırılması esastır. Kanun metni yanında, kanunun amacını ve özellikle zamanın ihtiyaçlarını ve devrin anlayışını da gözden uzak tutma gerekliliğini esas alan yorum türü ise amaçsal yorumdur. Kanunların anlam bakımından uygulanmasında çeşitli mantık kurallarından yararlanılır. Hangi yorum yöntemi kullanılırsa kullanılsın, kanunların yorumlanmasında mantıksal bir zihin işlemi olan akıl yürütmeye dayanılır.

Bahsedilen akıl yürütme sürecinde en çok başvurulan yöntemlerdir. Bir hukuki sorun hakkında, kanunda, örf ve âdet hukukunda ve diğer herhangi bir hukuk kaynağında kural yok ise bu durum “hukukta boşluk” anlamına gelir. Kural içi boşluk, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı boşluk hali olarak tanımlanabilir. Kural içi boşluğun dışında kalan boşlukların hepsi kural dışı boşluktur.

Açık boşluk, somut olaya uygulanacak bir hükmün olmaması halidir. Açık olmayan boşluk halinde ise konuya ilişkin olarak bir düzenleme olmakla birlikte bu durum adalet duygusunu tatminden uzaktır. Hâkimin hukuk yaratma yetkisinden farklı olarak bir de takdir yetkisi bulunur. Hâkimin takdir yetkisini kullanırken elinde olaya uygulayacağı bir kural vardır. Ancak somut olayın önceden bilinmeyen özellikleri dolayısıyla, hâkime bir değerlendirme, bir tercih yapma yetkisi tanınır. Medeni hukuk, beş ana dala ayrılır. Bunlar; Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunun özünün ortaya çıkarılması için çeşitli yorum türleri, yöntemleri geliştirilmiştir.

Sıradaki içerik:

Medeni Hukuku I