e
sv

Sağlık Hukuku III

Sağlık Hukuku III
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Sağlık Hukuku III. Hekim-hasta ilişkisinde, hekim, bozulan insan sağlığının yerine getirilmesi sürecinde, kişinin yaşam hakkı bağlamında önemli görevler üstlenir. Kabul edilmelidir ki, hiçbir kişinin hakkı sonsuz ve sınırsız değildir. Sağlık ve yaşam hakkı kapsamında kişi tedavi olmak, bir hastalığı önlemek amacıyla rıza vermek durumundadır. Kişinin vücut bütünlüğü üzerinde hekimin tasarrufta bulunabilmesi ancak hastanın vereceği karar neticesinde gerçekleşir. Kişiye uygulanacak tıbbi müdahale, basit bir tedavi girişiminden başlayarak çok kapsamlı ağır müdahaleler gerektiren cerrahi müdahalelere kadar uzanır.

Sağlık Hukuku III

Sağlık Hukuku III

Söz konusu tıbbi müdahalelerin ise, hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olmasını sağlayan şartların, kendi özelliğinde sahip oldukları birtakım özellikler bulunur. Bu özellikler çerçevesinde hukuka uygunluk sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ele alınması gerekir. Hasta, hekimin sunduğu hizmetlerden yararlanarak sağlığına kavuşma arzusunda olan taraf olarak karşımıza çıkar. Bu noktada hastalığın doğru teşhisi, doğru tedavi yöntemlerinin uygulanması ve doğru tıbbi müdahalenin gerçekleştirilmesi büyük önem taşır. Başka bir deyişle hastaya uygulanacak tıbbi müdahalenin, hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

Kişilik hakları, bir insanın, kişi olma sıfatıyla sahip olduğu, kişilik değerlerinin bütünü üzerinde geçerli, kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mutlak nitelik taşıyan haklardır. Kişilik haklarını oluşturan değerler; fiziksel, bedensel veya ruhsal değerler şeklinde sınıflandırılır. Tıbbi müdahale esasen kişinin, bedensel, fiziksel ya da ruhsal bütünlüğüne yöneliktir. Bu bakımdan bir kişiye uygulanacak tıbbi müdahalenin, kişilik hakları karşısında bir eylem olduğu gerçektir. Tıbbi müdahale aynı zamanda yaşama hakkına da yönelik bir girişimdir.

Sağlık hakkı, kişinin fiziksel kişilik değerleri arasında yer alır. Kişinin vücut bütünlüğüne müdahale, bedensel sağlığını bozucu veya tehlikeye düşüren müdahaleler, kişilik haklarının ihlali anlamına gelir. Hekim tıbbi müdahalelerini yerine getirirken kişinin yaşamını düzenlemek, sağlığını muhafaza etmek maksadıyla çeşitli girişimlerde bulunur. Hekimin girişimleri, Hastalığın teşhisi, Gerekli ilaçların verilmesi, Cerrahi müdahalelerin yapılması, Hastalığın devamlı olarak takip edilmesi, Gerektiğinde yan etkili tedavi yollarına ve Birtakım yeni yöntemlere başvurma gibi konuları içerir.

Kural olarak kişinin yaşama hakkı ve vücut bütünlüğü üzerindeki kişilik haklarını ihlal eden bütün tıbbi müdahaleler, bunun gerçekleştiği andan itibaren hukuka aykırı olarak nitelendirilir. Ancak birtakım hukuka uygunluk nedenlerinden birinin bulunması durumunda, yapılan tıbbi müdahalenin hukuka uygun olduğu kabul edilir. Durum böyle olunca tıbbi bir müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı konusunda birtakım şartların varlığı öne çıkar.

Bunlar;

  • Tıbbi müdahalenin yetkili sağlık personeli tarafından yapılması
  • Tıp bilimince kabul görmüş kural ve yöntemlerden yararlanılması
  • Müdahalede tıbbi zorunluluk bulunması
  • Müdahaleden önce hastanın “aydınlatılmış” rızasının alınması
  • Kamu sağlığı ve üstün kamu yararının korunması şeklinde sıralanabilir.

Tıbbi müdahaleler ancak kanunla kendisine tıbbi müdahalede bulunma yetkisi tanınan kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir.

Bu yetkiye sahip kişinin, istisnalar haricinde hekim olması gerekir. Genel olarak tıbbi müdahale yetkisinin hekimlere ait olduğu belirtilmekle birlikte, bazı tıbbi müdahalelerin hekim denetim ve gözetiminde yardımcı sağlık personeli tarafından yapılması, bazı müdahalelerin ise hekim dışı sağlık personeli vasıtasıyla bizzat yapılması mümkündür. Genel anlamda, sağlık mesleği mensubu kavramından; Tabip, Diş tabibi, Eczacı, Ebe, Hemşire ve Sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır. Hekim, genel anlamda tıp bilimince kabul görmüş kural ve yöntemleri dikkate alıp, mesleğini icra ederken, tıbbi müdahalede bulunurken bunları uygulamak mecburiyetindedir.

Hekim, hastasına yönelik tıp biliminin kural ve yöntemlerini yanlış ya da eksik uygulamışsa, hekimin mesleki bir kusuru söz konusu olacaktır. Tıbbi müdahalenin gerçekleşmesi bakımından tıbbi zorunluluğun bulunduğu durumlarda hastanın rızasını almak mümkün değildir. Bu durumlarda, tıbbi müdahale, kişinin rızası olmaksızın, onun bir an önce sağlığına kavuşmasını sağlamak maksadıyla, ivedi olarak karar verilerek yapılmak zorundadır. Hasta üzerinde tıbbi müdahale yapma yetkisine sahip olan hekim, tıbbi zorunluluk şartına azami riayet etmek zorundadır.

Sağlık Hukuku III

Müdahalenin yalnızca bir hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik olmayıp, geniş manada hastayı hazırlama süreci de dâhil olmak üzere, teşhis ve tedavi sonrası müdahaleleri de kapsadığı ifade edilir. Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun olarak nitelendirilmesinde en önemli kıstas hastanın bu müdahaleye dair rızasını açıklamış olmasıdır. Rıza, hastanın kendi vücut bütünlüğü üzerinde karar verme yetkisinden, sağlığına kavuşma yönünde geleceğini tayin etme hakkından kaynaklanır. Kişiye yapılacak tıbbi müdahale, hastalığın teşhisine, tedavisine ya da muhtemel oluşabilecek hastalıkların önlenmesine, hayat kalitesinin artırılmasına veya nüfus planlamasına yarayacak bir nitelikte olmalıdır.

Kişilik hakkına yapılan bütün bu müdahalelerin kişinin menfaatine yapılması durumunda, onun bu tıbbi müdahaleye rıza göstermesi şartıyla yapılan müdahale, hukuka uygun hâle gelir. Rıza hukuki niteliği bakımından tek yönlü bir irade açıklamasıdır. Rıza; esasen tıbbi bir müdahalenin gerçekleştirilmesine yönelik fiilî bir sonucu hedefleyen tek tarafı hukuki işlemdir. Tıbbi müdahaleye rıza verilmesi işlemi, müdahaleden önce yapılmalıdır. Aydınlatma yükümü doğrultusunda, hekim mutlaka hastanın rıza beyanından önce,

  • Yapacağı tıbbi müdahalenin içeriğini, sürecini, vereceği ilaçları, kullanacağı malzemeleri açıklamalı,
  • Müdahalenin sonucunda oluşabilecek rizikolardan hastayı haberdar etmeli ve
  • Varsa alternatif tedavi yöntemlerini açıklamalıdır.

Kişinin rızası olmaksızın gerçekleştirilen bir tıbbi müdahalenin kamu sağlığını korumayı hedeflemiş olması durumunda, müdahalenin hukuka aykırı olmadığı kabul edilir. Bu açıdan bakıldığında tıbbi müdahalenin hukuka uygun olma sebebi, müdahalenin yapılmasında üstün kamu yararının bulunması ya da kanunun vermiş olduğu bir yetkinin kullanılıyor olmasıdır. Tıbbi müdahalenin, hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Bu gereklilikte tıbbi bir müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı konusunda birtakım şartların varlığı öne çıkar.

Bunlar;

  • Tıbbi müdahalenin yetkili sağlık personeli tarafından yapılması
  • Tıp bilimince kabul görmüş kural ve yöntemlerden yararlanılması
  • Müdahalede tıbbi zorunluluk bulunması Müdahaleden önce hastanın “aydınlatılmış” rızasının alınması
  • Kamu sağlığı ve üstün kamu yararının korunması şeklinde sıralanabilir.

Sıradaki içerik:

Sağlık Hukuku III