e
sv

Sağlık Hukuku IV

Sağlık Hukuku IV
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Sağlık Hukuku IV. Günlük hayatta birçok durumda olduğu gibi hekim ve hasta ilişkisi de bir sözleşme temeline dayanır. Hekim ile hasta arasında bir vekâlet sözleşmesi akdedilir. Hasta içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmak maksadıyla, mesleğinin icabı bu sıkıntılara çare bulabileceğini, en azından deneyeceğini alenen beyan eden bir hekime başvurur. Hekim hastasını derhal reddetmediği anda aralarında bir vekâlet sözleşmesi açık veya zımni olarak kurulur. Vekâlet sözleşmesinin kurulmasından sonra, taraflardan kendi üzerlerine düşen hak ve sorumlulukları yerine getirmeleri beklenir.

Sağlık Hukuku IV

Sağlık Hukuku IV

İlgili sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğun sınırlarını çizebilmek için ise, söz konusu sözleşmenin hukuki niteliğinin ortaya konması gereklidir. Sözleşme; tarafların belirli bir hukuki sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarından oluşan, iki veya çok taraflı hukuki işlemdir. Sözleşmeler hukukunda temel ilke, irade serbestîsi ve sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşmeyi kurmak üzere bir araya gelen taraflar, serbest iradeleri ile karşılıklı iradelerini açıklayarak sözleşmelerini serbestçe kurabilirler. Bir sağlık kuruluşuna bağlı olmayan hekim, serbest meslek erbabı olarak faaliyet gösteriyor veya herhangi bir sağlık kuruluşuna bağlı olmakla birlikte, mesai saatleri dışında mesleğini icra ediyorsa, bu durumda hekim ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi kurulur.

Bu sözleşmeye dayalı olarak hekimin sorumluluğu doğar. Hasta, serbest çalışan bir hekime başvurduğunda, hekimin hastayı derhal reddetmediği ve tedaviyi kabulüne ilişkin onay verdiği durumda, hekimle hasta arasında hekimlik sözleşmesi kurulmuş olur. Vekâlet sözleşmesi; Vekilin üzerine aldığı bir işin veya hizmetin ifasını başkası adına ve hesabına, Onun iradesine ve menfaatine uygun ve kısmen bağımsız olarak, Sadece edim fiilînin gereklerini özen ve sadakatle yerine getirmeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Serbest çalışan hekim ile hasta arasında bir vekâlet sözleşmesi ilişkisi olduğu kabul edilir. Serbest çalışan hekim ile hasta arasında kurulduğu kabul edilen vekâlet sözleşmesinin ayırt edici özellikleri şunlardır: Vekil, üzerine bir iş alır veya hizmet görmeyi taahhüt eder.

Vekil, ifayı başkası adına ve hesabına yapar. Müvekkilin iradesine ve menfaatine uygun davranır. Vekil, işini kısmen de olsa bağımsız olarak yapar. Sadece edim fiilînin gereklerini yapmayı üstlenir. Vekil, edim sonucuna ilişkin bir taahhütte bulunamaz. Vekâlet sözleşmesiyle bir işin yapılması ve bir hizmetin ifa edilmesi beklenir. Bu tip sözleşmelerde, en önemli husus, vekilin sonucun gerçekleşmemesi rizikosuna katlanmaması ve vekilin üstlendiği iş görme borcunu kural olarak, belirli bir süre kısıtlaması olmaksızın görmesidir. Ücret her zaman vekâlet sözleşmesinin bir unsuru değildir. Ancak o iş alanında ücret ödeme teamüldense ya da taraflar sözleşme ile kararlaştırmışlarsa veya kanunda düzenlenmişse, ücret de zorunlu bir unsur haline gelir.

Vekâlet sözleşmelerini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran en büyük özelliği, vekâlet sözleşmelerinin büyük ölçüde güven ilkesine dayanmasıdır.

Vekalet sözleşmesinin unsurlarını şu şekilde sıralamak mümkündür: Vekâlet sözleşmesi sayesinde vekil, müvekkile karşı bir iş görme borcu altına girer. Vekâlet ilişkisinde vekil, müvekkilin menfaatine uygun hareket ederek, onun menfaatini esas almak suretiyle iş görür. Yapılan iş, müvekkil adına ve hesabına görülür. Vekâlet sözleşmesi, edim sonucunun değil, edim fiilînin taahhüt edildiği bir sözleşmedir.

Ücret, vekâlet sözleşmesinin zorunlu bir unsuru değildir. Vekâlet sözleşmesi, tüm sözleşmeler içinde en ziyade ve en yüksek ölçüde güvene dayalı olan bir sözleşmedir. Vekil gerekli edim fiillerini yapmak zorundadır. Bunu sadakat ve özenle yapması gerekir. Sadakat borcu, vekilin yapması gerekenleri yapması, kaçınması gerekenleri yapmamasıdır. Vekilin ifa edeceği yapma borcu şahsını ilgilendirmiyorsa başkasına yaptırabilir, ama güvene dayalı sözleşmede kural olarak şahsen ifa zorunluluğu söz konusudur. Vekilin, müvekkilin açık talimatlarına aykırı hareket etmesi mümkün değildir.

Vekâlet sözleşmesinin ücrete ilişkin hususu içermesi durumunda, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmeden bahsedilir. Sürekli borç ilişkisi doğuran, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmenin sona erme sebepleri, vekâlet sözleşmesi için de aynen geçerlidir. Vekalet sözleşmesinin sona erme durumları: İfa, İleriye etkili fesih, Vekillik ve müvekkillik sıfatının birleşmesi, Müvekkilin azil yetkisini kullanması, Vekilin istifa etmesi, Taraflardan birinin ölümü, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi şeklinde sıralanabilir. Hekimin, hastasının tedavi edilmesini üstlendiği, bu tedavi ile kişinin iyileştirilmesi ve sağlığına tekrar kavuşturulması hedeflenir.

Sağlık Hukuku IV

Hekimin tedavi aşmasında uyguladığı süreç, belirli bir süreye ve zamana bağlı değildir. Hekim ile hasta ilişkileri bakımından hekimin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi, borca aykırılık olarak nitelendirilir. Hekimin sözleşmeye aykırılık sonucunu doğuran eyleminin temel kıstası, tıbbi özen borcunun tam veya gereği gibi yerine getirilmemesidir. Hukuki sorumluluk kişilerin yapmış oldukları davranışların sonuçlarına katlanma durumudur. Sorumluluk aynı zamanda kişilerin başkalarına verdikleri zararı giderim yükümlülüğüdür. Hekimin hukuki sorumluluğu denildiğinde en çok karşımıza çıkan husus, hekimin sözleşmeden kaynaklanan hukuki sorumluluğudur.

Hekimin hukuki sorumluluğu daha ziyade kusur sorumluluğuna işaret eder. Hekimin gerek sözleşme ve gerekse haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için, hekimin davranışının kusurlu olması gerekir. Hekim ile hasta arasında açık ya da örtülü olarak bir sözleşmenin kurulmasıyla, hekimin sözleşmeye dayanan sorumluluğu doğar. Taraflar arasında bu tarz bir sözleşme kurulmamış ise, hekimin hukuki sorumluluğundan bahsetmek söz konusu değildir. Hekimin aralarındaki sözleşmenin bir gereği olarak hastasının iyileşmesini ve sağlığına tekrar kavuşmasını hiçbir zaman garanti edemez.

Önemli olan hekimin gerekli özeni göstermesidir. Hekim üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesi neticesinde, hasta bir zarara uğramış ise, hastanın uğradığı maddi ve manevi zararı hekim tazmin etmek durumunda kalacaktır. Hekimin sorumluluğu kural olarak kusurlu olması hâlinde ortaya çıkar. Hekimin tazminat sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerçekleşmesi gereken koşullar: Sözleşme, Sözleşmenin ihlali, Zarar, Kusur, Zarar ile kusurlu hareket arasında uygun illiyet bağı şeklinde sıralanabilir. Serbest çalışan hekimler için hukuki sorumluluğun doğmasının temel sebebi, hasta ile hekim arasında yapılan sözleşme ve bu sözleşmenin vekalet sözleşmesi niteliğinde olmasıdır.

Vekalet sözleşmesinin unsurlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

Vekâlet sözleşmesi sayesinde vekil, müvekkile karşı bir iş görme borcu altına girer. Vekâlet ilişkisinde vekil, müvekkilin menfaatine uygun hareket ederek, onun menfaatini esas almak suretiyle iş görür. Yapılan iş, müvekkil adına ve hesabına görülür. Vekâlet sözleşmesi, edim sonucunun değil, edim fiilînin taahhüt edildiği bir sözleşmedir. Ücret, vekâlet sözleşmesinin zorunlu bir unsuru değildir. Vekâlet sözleşmesi, tüm sözleşmeler içinde en ziyade ve en yüksek ölçüde güvene dayalı olan bir sözleşmedir.

Vekil gerekli edim fiillerini yapmak zorundadır. Bunu sadakat ve özenle yapması gerekir. Hekimin tazminat sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerçekleşmesi gereken koşullar; sözleşme, sözleşmenin ihlali, zarar, kusur, zarar ile kusurlu hareket arasında uygun illiyet bağı şeklinde sıralanabilir. Bu yazıda; genel olarak hasta ile hekim arasında yapılan sözleşmenin hukuki niteliğine ve hekimin sözleşme sebebiyle ortaya çıkan sorumluluğunun temel unsurlarının neler olduğuna değinildi.

Sıradaki içerik:

Sağlık Hukuku IV