e
sv

Sağlık Hukuku I

Sağlık Hukuku
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Sağlık hukuku,çok kapsamlı ve oldukça geçmişe dayanan bir alandır. İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşaması ve hayatını sağlıklı sürdürebilmesi birtakım hak ve yükümlülükleri de beraberinde getirir. Sağlık hukuku denildiğinde öncelikle,bir tarafta hasta, diğer tarafta hekimin bulunduğu karşılıklı hukuki ilişkiler akla gelir. Oysaki bu ilişkinin yaşandığı ortam, hastane,verilen ilaçlar, tedavi yöntemi,gelişen teknolojik imkânların seferber edilmesi gibi çok çeşitli boyutlar karşımıza çıkar.

Sağlık hukukunda temel hak ve özgürlüklerini esas alınması önemlidir. Bunun yanı sıra, temel hak ve özgürlüklerden yararlanacak insanların eşit ve adaletli bir politika ile yasal güvencelerinin de hayata geçirilmesi büyük önem taşır. Sağlık politikalarının, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal anlamda tam bir iyilik hâlinde olması için tasarlanması,örgütlenmesi ve sistem içinde birbirine bağlı unsurların görev ve sorumluluklarının tam olarak belirlenmesi gerekir. Bu yönü ile sağlık hukuku,devletin sağlık politikalarının da belirleyici ve yol göstericisi durumundadır.

Sağlık Hukuku

Sağlık Hukuku I

Anayasa hükümleri, yasama organını,yürütme organını, yargı organını, idare makamlarını,diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Temel hak ve özgürlükler,ulaşılması gereken ideal insan haklarının,pozitif hukuk tarafından gerçekleştirilebilen alanlarıdır. Temel hak ve özgürlükler arasında sayılmaya başlanır. Sağlık hakkı, devletin, sağlığın korunması, tedavi edilmesi, iyileştirilmesi gibi fonksiyonlarını öne çıkarır. Anayasa’nın elli altıncı maddesinde açıkça belirtildiği üzere,herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olması gerekir.

Yaşam hakkı Anayasa’nın on yedinci maddesinde;şeklinde ifade edilir. Böylece yaşama hakkını bir temel hak olarak görmenin yanı sıra,bu yaşama hakkının sağlıklı ve dengeli bir çevrede bulunması gerektiği belirtilir. Anayasa’nın doksanıncı maddesine göre;Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması,Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onaylamayı,bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. Yürürlüğe girmiş olan temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla,kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda ise,uluslararası antlaşma hükümleri esas alınır.

Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından icra edilen görevler arasında bir yasama işlemi olarak kabul edilir. Bu durumda kanunları,olarak tanımlamak mümkündür. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve yürütme yetkisi cumhurbaşkanına aittir. Bu sistemde, Cumhurbaşkanı Yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi tanınmıştır. Ancak Cumhurbaşkanının Anayasanın temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle,siyasi haklar ve ödevler ile ilgili konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkaramayacağı açıkça düzenlenmiştir.

Yönetmelikler Anayasanın . maddesinde düzenlenmiştir.

Yönetmelikler, anayasada belirtilen hangi makam tarafından çıkarılırsa çıkarılsın,sebep unsuru mutlaka bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanmalıdır. Kanun veya kararname tarafından daha önce hiçbir şekilde düzenlenmeyen bir alanda yönetmelik çıkarılması söz konusu değildir. Sağlık hakkı kavramında temelde insanın,insan olma niteliği öne çıkar. İnsan haklarının da tanımı yapılırken,insanın insan olması nedeniyle sahip olduğu haklar,şeklinde bir tanımlamaya gidilmektedir. Dolayısıyla sağlık hakkı ile insan hakları arasında,çok sıkı bir ilişkinin bulunduğunu söylemek mümkündür. Sağlık hakkı, en geniş anlamıyla sağlığın korunup geliştirilmesine dair bütün haklardır.

Sağlık, yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil,aynı zamanda bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir. Tıp, bilimden ziyade bilimleşmiş bir sanat,teknik bir disiplin, yani fendir. Hekim, bilimsel metot ve prensipleri içeren,sonunda sanat olarak kalacak bir eğitim görür. Meslek hayatına atılan hekimin,tabiat kanunlarını açıklamak gibi bir çabası olmaz. Onun amacı, hastasına faydalı olmaktır. Bu noktada karşımıza günümüzde evrensel olarak önem kazanan,tıbbi etik ve deontoloji kavramları çıkar. Yükümlülükler bilgisi olarak ifade edilen deontoloji;neyin yapılması, neyin yapılmaması gerektiği sorularına,toplumun belirlediği ve ayrıca yaptırımlarla donattığı kurallar manzumesidir. Deontolojiden farklı olarak etik,henüz çözümü belirlenmemiş,yerleşik normların dışında kalan sorunlarla ilgilenir.

Bu açık uçlu sorunlarda ilkelerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yaptığı için,tıbbi etik, her zaman tartışmaya açık bir alan olarak kabul edilir. Sağlık alanında kaleme alınan yazılı hukuk kurallarının tamamı sağlık mevzuatı olarak nitelendirilir. Sağlık mevzuatı yalnızca bu hizmeti sunan kişi,kurum ve kuruluşların değil, aynı zamandabu hizmetlerden yararlananları da kapsamına alan,düzenlemeler topluluğudur.

Dünya Sağlık Örgütü Anayasası,Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyinin daveti neticesinde,New York’ta toplanan Uluslararası Sağlık Konferansı sonrasında, Temmuz tarihinde imzalanmıştır. Sonrasında Birleşmiş Milletler ile imzalanan antlaşma ile Dünya Sağlık Örgütü,Birleşmiş Milletler uzman kurumlarından biri hâline gelmiştir.

Türkiye Ocak tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’ne üye olmuştur.

Sağlık Bakanlığının kuruluşu Mayıs tarihinde çıkarılan üç sayılı Kanun’a dayanır. Bakanlığın ilk yıllarında,daha çok savaş ortamının getirmiş olduğu sıkıntıların giderilmesi üzerinde durulmuştur. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev,yetki ve sorumlulukları, günümüze kadar çok değişik isim ve sayı altında yayımlanan Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle düzenlenmiştir. Ekim tarihli ve sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev,yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Temmuz tarihli ve sayılı kanun hükmünde kararname ile sayılı kararnamede önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir.

Ocak yılında kabul edilen sayılı kanunla kurulan Türk Tabipleri Birliği,kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur. Türk Tabipleri Birliği’ne;Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyleresmî veya özel görev yapan tabipler katılabilir. Birliğin amacı;tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı sağlamak,meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumaktır.

Sağlık hukuku, çok kapsamlı ve oldukça geçmişe dayanan bir alandır. İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşaması ve hayatını sağlıklı sürdürebilmesi birtakım hak ve yükümlülükleri de beraberinde getirir. Sağlık hukuku denildiğinde öncelikle,bir tarafta hasta, diğer tarafta hekimin bulunduğu karşılıklı hukuki ilişkiler akla gelir. Oysaki bu ilişkinin yaşandığı ortam, hastane,verilen ilaçlar, tedavi yöntemi,gelişen teknolojik imkânların seferber edilmesi gibi çok çeşitli boyutlar karşımıza çıkar.

Sıradaki içerik:

Sağlık Hukuku I