e
sv

Sosyal Davranış ve Protokol I

Sosyal Davranış ve Protokol
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Sosyal Davranış ve Protokol I. İnsanlar özel yaşamda ailenin kurallarına; sosyal yaşamda sosyal kurallara,kurumsal yaşamda çalıştığı kurum, kuruluş veya işletmenin kurallarına uyar. Sosyal, kurumsal ve kamusal kurallara uymayan kişiler toplum tarafından dışlanır, ayıplanır; iş yaşamında uyarılır, cezalandırılır; gerektiğinde de işten çıkarılır. Her insan yaşadığı toplumun ve çalıştığı kurumun kurallarına uymak ve uygun davranmak zorundadır. Her ülkede kamusal yaşamda ve iş ortamında uygulanan ve uygulanması gereken davranış kuralları,ulusal ve kurumsal mevzuat olarak adlandırılan “kanun, tüzük ve yönetmeliklerle” düzenlenir.

Her insan sosyal, kurumsal kamusal ve özel alanda saygın bir şekilde yaşamak, sevilmek ve sayılmak;evinde ve işinde huzurlu ve başarılı olmak için, yaşadığı toplumun, çalıştığı kurumun kurallarına uymak zorundadır. Çünkü günlük yaşam; başta kurum, kuruluş veya işletmenin kuralları, kültür ve gelenekleri ile o kurum, kuruluş veya işletmenin bulunduğu ülkedeki toplumun kurallarına uygun biçimde geçirilmelidir. Toplumda saygısız, görgüsüz, kaba ve olumsuz davranış sergileyen bir kişi,çevresi tarafından sevilmez, sayılmaz ve işe alınmaz, alınsa da kısa sürede işten çıkarılır.

Sosyal Davranış ve Protokol

Sosyal Davranış ve Protokol I

Çünkü hiçbir yönetici veya işveren olumsuz davranışlara sahip biriyle çalışmak istemez. Bu yüzden her toplumda başta din olmak üzere etnik kültür ve çağdaş uygarlık kuralları,o toplumun sosyal davranış kurallarını belirleyen temel ögelerdir. Türkiye’de uygulanan sosyal davranış kuralları temel olarak Türk-Şamanlık kurallarıdır. Sosyal davranış kurallarının temeli; 10’uncu yüzyıldan itibaren Müslüman;Tanzimat’tan itibaren de Batı – Fransız davranış kurallarına dayanır. Türk toplumunda herkes sosyokültürel olarak özel ve sosyal yaşamında,az ya da çok, Türk-Şamanlık, Arap-Müslümanlık ve Batı-Fransız özellikleri taşımaktadır.

Örneğin; kişi ateist ya da dindar olsa da, Ramazan Bayramı’nda evine bayram ziyareti için gelen komşularını kabul etmeli ve onlarla bayramlaşmalıdır. Çünkü herkes yaşadığı toplumun kurallarına uyumlu ve saygılı olmak zorundadır. Her ülkede, kamusal yaşamda ve iş ortamında uygulanan ve uygulanması gereken davranış kuralları, özellikle ast-üst ilişkileri,ulusal ve kurumsal mevzuat olarak adlandırılan “kanun, tüzük ve yönetmeliklerle” düzenlenir. Söz konusu mevzuat kurallarına uymayan kişiler, amirleri tarafından uyarılır,ısrar hâlinde de cezalandırılır ve hatta işten çıkarılır. Örneğin kurumların personel, insan kaynakları, disiplin, sicil, kılık kıyafet yönetmelikleri,çalışanların davranışlarını ve giyimlerini düzenler.

Söz konusu mevzuat kurallarına uymayan kişiler, amirleri tarafından uyarılır, ısrar hâlinde de cezalandırılır.

Her ülkede yaşayan toplumun genelinin inandığı ve kabullendiği bir din ve mezhep vardır. Kişi ateist de olsa, içinde yaşadığı toplumun dinî inanç ve geleneklerine aykırı davranamaz ve karşı çıkamaz. Aksi takdirde içinde yaşadığı toplum tarafından ayıplanır, kınanır ve dışlanır. Ahlak kuralları, bir toplumun ve o toplumda yaşayan kişilerin manevi ve sosyal yaşam biçimini belirleyip etkileyen temel unsurlardan biridir. Ahlâk, bir toplumun din, inanç, örf-âdet, sosyal ve kültürel değer yargılarından oluşan ve kişilerin sosyal yaşamlarında uymak zorunda oldukları yazılı olmayan hukuk kurallarıdır. Şeklinde düşünürse o davranış ‘hukuk kuralı diye düşünürse ‘ahlâk kuralı’dır.

Ahlâk kurallarının ihlali kişinin ayıplanması ve kınanması sonucunu doğurur. Bu nedenle kişi, içinde yaşadığı toplumun genel ahlak kurallarına uygun davranmaya çalışmalıdır. Örf ve âdetler; yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu ve uyguladığı töre ve gelenekler toplamıdır. Her toplumun sosyal ve kültürel dokusunu oluşturan, geçmişten günümüze gelen ve“örf-âdet” denen töreleri, gelenek ve görenekleri vardır. Söz konusu örf-âdetler o toplumun yaşayan alışkanlıklarıdır. Buna “halk kültürü” de denir. Halk, atalarından gördüğü ve benimsediği davranışları “kültür” olarak yaşatır, çocuklarına ve torunlarına aktarır. Dolayısıyla sosyal davranış kurallarını belirleyen esas unsurlardan biri de örf ve âdetlerdir.

Türk toplumunun örf ve âdetlerinin temelinde çoğunlukla Orta- Asya Türk-Şamanlık kültürü ile 10. yüzyıldan itibaren Arap- İslam geleneklerinin etkisi vardır. Ancak söz konusu gelenekler günümüzde daha çok kırsal kesimde kasaba ve köylerde yaygın ve etkin biçimde yaşatılmaktadır. Sosyal hayatta ve iş ortamında insan davranışlarını belirleyen ve biçimlendiren önemli etmenlerden biri de,günlük yaşamda uygulanan saygı ve nezaket kuralları, eski terimiyle “âdâb-ı muaşerettir. Adâb-ı muaşeret kuralları, her ailede anne ve baba tarafından,daha sonra anaokullarında ve ilköğretim okullarında öğretmenler tarafından çocuklara öğretilir.

Her toplumda, günlük yaşamda uygulanan davranış kuralları, saygı ve nezaket kurallarına dayanır. Bu yüzden kişiler, içinde yaşadığı toplumun saygı, görgü ve nezaket kurallarına uymak ve uygun davranmak zorundadır. Türk toplumunda, özellikle kentsel yaşamda uygulanan saygı, görgü ve nezaket kuralları Tanzimat döneminden itibaren genel olarak Batı-Fransız sosyal davranış kurallarıyla biçimlenmiştir. Toplumda saygısız, görgüsüz, kaba ve olumsuz davranan bir kişi, çevresi tarafından sevilmez, sayılmaz ve işe alınmaz. Çünkü hiçbir yönetici veya işveren uyumsuz ve saygısız, biriyle çalışmak istemez.

Sıradaki içerik:

Sosyal Davranış ve Protokol I