e
sv

Sosyal Sorunlar I

Sosyal Sorunlar
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Sosyal Sorunlar I. İnsanlık tarihinde yazının bulunuşu, kentin ve devletin inşa edilişi gibi büyük yenilikler ortaya çıkaran gelişmeler olduğunu biliriz. Ancak, insanlık tarihindeki en büyük dönüşümü oluşturan gelişme hiç kuşku yok ki Sanayi Devrimidir. Dünya tarihinde, ilk defa insanların üretici güçlerin yarattığı zincirleri kırması ve sınırsız sayılabilecek düzeyde mal ve hizmet artışı sağlaması anlamına gelen Sanayi Devrimi kuşkusuz “tarihsel ilerlemeye” işaret etmektedir. Sanayi toplumu öncesindeki hiçbir toplum yetersiz bilim ve teknolojinin ve buna dayalı olarak da kıtlığın ve ölümün üretime dikte ettiği çerçeveyi kıramamıştı.

Sanayi Devrimi öncesi nasıl bir toplumsal yapı vardı? sorusunun yanıtı, Sanayi Devrimi sonrası gelişen ve sanayi toplumu olarak tanımlanan toplumun yapısını kavramak açısından önem taşımaktadır. Eğer sanayi toplumu kent olgusuna dayanıyorsa, bir önceki toplum hiç kuşku yok ki kır olgusuna dayanmaktaydı. Örneğin, Rusya’da ya da Balkanlarda nüfusun yüzde 90’ından fazlası kırda yaşıyordu. Eğer sanayi toplumu seri mal ve hizmet üretimiyle ortaya çıktıysa, bir önceki toplum da tarım ekonomisi tarafından belirlenmişti. Her ne kadar tarımın yanı sıra el tezgâhlarına dayanan bir tür “ilkel” endüstriyel yaşamın ve ticaretin varlığı söz konusu olsa da, esas olarak bu dönemin toplum yapısını ve insanlar arası ilişkileri şekillendiren temel güç topraktı.

Sosyal Sorunlar

Sosyal Sorunlar I

Sanayi Devriminden önceki toplumsal yapı genelde feodal toplum yapısı olarak bilinir. Feodalizm, temelde iki toplumsal sınıfa dayanan bir toplum türüdür: sınıflardan birisi, toprağın mülkiyetine sahip olan soylu sınıfken, diğeri de bu topraklarda soylular için çalışan serflerin oluşturduğu sınıftır. Dördüncü yüzyıldan sonra imparatorlukların yıkılmasıyla beraber büyük toprak sahiplerinin (feodal beylerin) toplumdaki nüfusları artmaya başlamıştı. Feodal beylerin sahip oldukları topraklarda yaşamak ve çalışmak zorunda olan serflerin güvenliğini de üstlenen feodal beyler, esasında sadece ekonomik değil, aynı zamanda, siyasal güç merkezlerini de oluşturmaktaydılar.

Bu nedenle, feodal toplumun egemen olduğu dönemlerde siyasal merkez hep güçsüz olmuş eş deyişle gücü feodal beylerle paylaşmak durumunda kalmıştır. Feodal toplumdaki çalışma ilişkileri, serflerin feodal beylerin egemenliği altında, toprakta tarımsal faaliyetlerde bulunmasıyla ilgiliydi. Serfler, toprakları işliyordu fakat bu topraklar üstünde mülkiyet hakları yoktu. Daha ziyade, feodal beylerden kullanım hakkını aldıkları topraklarda yaptıkları üretimin bir bölümünü kendi gereksinmeleri için kullansalar da bir bölümünü de güvenliklerini sağlayan feodal beye veriyorlardı. Aynı zamanda, feodal beylerin ev hizmetlerini gören serfler karşılığında barınma ve beslenme gibi bir takım kazanımlar elde diyorlardı.

Sanayileşmiş toplumlardaki çalışma ilişkileri buradaki feodal ilişkilerden çok daha karmaşıktır ve ciddi sorunlara yol açmaktadır.

Feodalizmde geleneksel yaşam koşulları, insanların dayanışma içinde, tek düze bir hayatı sürdürmelerini sağlıyor ve olası sosyal risklerden insanları koruyordu. Bu korunak sanayileşmeyle birlikte insan ilişkilerinin çözülmesi sonucu ortadan kalkacaktı. Sanayi Devriminin bir takım sosyal sorunlara yol açmasının arkasındaki önemli nedenlerden birisi çalışma ilişkilerinin değişmesidir diyebiliriz. Doğa koşullarına ve insan gücüne bağlı olan üretimde serflerin hukuksal statüleri olmadığı gibi disiplinli, düzenli çalışma zorunluluğu da sanayi toplumundaki düzeyde değildi.

Özgürlüğü olmayan serflerin sanayi toplumundaki işçi sınıfı gibi grev ya da toplu sözleşme için herhangi bir mücadelesine de gerek yoktu. Feodal toplum yapısında ciddi bir durağanlık ve değişmezlik anlayışı egemendi. Toprağa bağımlı bir toplum yaşamı ve sınıflar arası hiyerarşik yapılanma bu sistemin temelini belirlemekteydi. Yüzyıla kadar ekonomik ve toplumsal yaşam büyük ölçüde değişmeden devam etti: tarıma, küçük el sanatlarına ve ticarete dayanan bir yaşamdı Toprak sahibi soylu sınıfın ve Kilisenin egemenliği altında sürmüş bir toplumsal ve siyasal yaşam nasıl oldu da Sanayi Devrimiyle birlikte kökünden değişti?

Aslında sözü edilen durağan yapı, Batı’nın gelişmesi ve sanayi toplumuna ulaşmasında önemli bir arka plan olarak anlaşılmaktadır. Bir taraftan ticaretin gelişmesi, diğer taraftan feodalizmdeki sözleşmeye dayanan karakteristik yapı, daha sonraki ekonomik, toplumsal ve siyasal gelişmelerin temellerini atacaktı. Şimdi Sanayi Devriminin nasıl başladığını ve ne gibi toplumsal değişmelere yol açtığını ele alabiliriz. Kapitalist sistem. Yüzyıldan itibaren Batı’da ticaretin genişlemesi, merkezi devletin ortaya çıkması ve paranın öneminin artması gibi yeniliklerle ortaya çıkmış bir sistemdir.

Feodalizmin bu süreçte çökmesi dünya tarihi açısından yeni bir döneme geçildiğinin işaretidir. Feodalizmden farklı olarak, kapitalizmde, emeğin alınıp satılabilen bir metaya dönüşmesi, topraktan ziyade ticaretin ekonomik yaşam için belirleyici dinamik oluşu ve para ekonomisine geçiş gibi bazı yeni özellikler söz konusudur. Üretimin, topluluğun ihtiyaçları bazında gerçekleştirildiği feodalizmden farklı olarak kapitalizmde üretim artık kâr içindir. Kapitalizm, işverenler tarafından üretimin kendi çıkarları bağlamında örgütlenmesidir. Optimal düzeyde üretim ve kâr, işverenler için temel hedefleri belirlediğinden, artık ekonomik düzen kendi kendine yeterlikten çıkıp pazar için düzenlenmeye başlamıştır.

Kapitalizmle birlikte anlam ve değer dünyası da önemli ölçüde değişti.

Dönemin temel aktörü olan tüccar için kâr meşru bir hak, para temel değer ve servet başarı anlamına gelmekteydi. 17. Yüzyıla gelindiğinde, tüccarların sermaye biriktirdiği ve ticaretin ekonomik yaşam için temel olduğu görülmektedir. İşte bu sistem değişikliği, yani feodalizmden kapitalizme geçiş, Sanayi Devriminin hazırlanışında büyük bir rol oynayacaktı. Sermaye biriktirmeyi temel hedef seçen kapitalistler (tüccarlar) sanayileşmede temel rolü oynayan grup olacaktı. Şimdi bu gelişmeye paralel olarak Sanayi Devriminin gerçekleşmesindeki diğer temel etkenlere göz atabiliriz.

Toprağın ticarileşmesi, sermaye birikimi ve kapitalizmin ortaya çıkışı dışında 15. ve 16. Yüzyıllardaki coğrafi keşifler ve 17. Yüzyıldaki Bilim Devrimi, Sanayi Devrimi için diğer önemli gelişmelerdir. Coğrafi keşifler, hammaddelerin getirilmesi ve Bilim Devrimi de yeni teknik buluşların gerçekleştirilmesi için olanaklar sunuyordu. Bir taraftan hammadde sorununun çözüldüğü, diğer taraftan da üretim teknolojilerinin geliştiği bir ortamda Sanayi Devrimi için gerekli koşullar hazır hale getirilmiş demekti. Sonuç olarak; bilimdeki ilerlemeler, coğrafi keşifler, tarımın ticarileşmesi, kapitalizmin gelişmesi gibi yeni gelişmeler Sanayi Devrimini yaratacaktı. Şimdi bu büyük devrimin temel karakteristiklerine bakabiliriz.

Sosyal Sorunlar I

Sanayi Devrimi, basit bir ifadeyle, el tezgâhı ve zanaat üretiminin yerine makinayı gerektiren fabrika üretiminin geçmesi olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle, bu Devrim, tarıma ve insan gücüne bağımlı olan bir ekonomik sistemden, makinelerin ve seri üretimin belirleyici olduğu bir ekonomik sisteme geçişi ifade etmektedir. İnsan ve hayvan enerjisinin yerini buhar gücünün alması demek olan bu büyük Devrim, üretimin patlaması anlamına gelecek düzeyde bir gelişme yaratmıştır. Bu dönüşümün arkasında yatan nedenleri anlamak önemlidir. Bilimsel buluşlara dayalı olarak gelişen teknolojik ilerleme,

Sanayi Devriminin gerçekleşmesindeki temel noktalardan birini oluşturmaktadır.

Öncelikle, 1784 yılında James Watt tarafından buhar makinesinin bulunuşu, ekonomik sistem için temel bir yenilik yaratmıştır. Buharlı lokomotif ve buharlı gemi bu buluşun sonrasında önemli yeniliklerin temelini hazırlamıştır. Diğer taraftan, demir-çelik ve kömür sektörleri devrimin gerçekleşmesindeki itici gücü oluşturmaktaydı. Eric Hobsbawm’ın dile getirdiği gibi, demir yolları Sanayi Devriminin en önemli yeniliğini oluşturmuştur. Demir yollarının ilk yirmi yılında ( 1830 ile 1850 arası dönemde) İngiltere’de demir üretimi 680.000 tondan 2.250.000 tona yükselmiştir. Kömür üretimi de aynı süreçte milyon tondan milyon tona çıktı.

Bu muazzam artışların arkasında yatan temel neden; demir yollarındaki gelişmedir. Devrim sürecinde dokuma tezgâhının icadı diğer önemli bir gelişmeye işaret etmektedir. Hatta bir bakıma Sanayi Devriminin ivme kazanmasında dokuma sektörünün gelişmesinin temel bir dönüşümü ifade ettiği düşünülmektedir. Kısacası, buhar makinesinin, kömürün, elektriğin, petrolün ve içten patlamalı motorların mekanik güç olarak kullanılması devrimin temelini oluşturmuştur. Bu süreç bir taraftan makineleşmeye diğer taraftan da teknolojik dönüşüme yol açmıştır. Ulaşım ve taşımacılıkta demir yollarının, buharlı gemilerin oynadığı rol devasa düzeyde olmuş ve mesafelerin üstesinden gelinmiştir.

Sosyal Sorunlar I

Feodalizm, temelde iki toplumsal sınıfa dayanan bir toplum türüdür: sınıflardan birisi, toprağın mülkiyetine sahip olan soylu sınıfken, diğeri de bu topraklarda soylular için çalışan serflerin oluşturduğu sınıftır. Feodal beylerin sahip oldukları topraklarda yaşamak ve çalışmak zorunda olan serflerin güvenliğini de üstlenen feodal beyler, esasında sadece ekonomik değil, aynı zamanda, siyasal güç merkezlerini de oluşturmaktaydılar. Bu nedenle, feodal toplumun egemen olduğu dönemlerde siyasal merkez hep güçsüz olmuş eş deyişle gücü feodal beylerle paylaşmak durumunda kalmıştır.

Sosyal Sorunlar I

15–18. Yüzyıllar arasında Feodal Düzeninin değişmeye başladığı, küçük feodal beyliklerin büyükleri tarafından işgal edilerek ortadan kaybolduğu, bunların yerine kuvvetli beyliklerin yer almaya başladığı görülür. Bu oluşumlar üretim sistemini de etkilemiş, aile ekonomisi çerçevesi içerisinden çıkarak pazar için üretim esasına dayanan bir üretim biçimine geçilmeye başlanmıştır. Feodalizmden farklı olarak, kapitalizmde emeğin alınıp satılabilen bir metaya dönüşmesi, topraktan ziyade ticaretin ekonomik yaşam için belirleyici dinamik oluşu ve para ekonomisine geçiş gibi bazı yeni özellikler söz konusudur.

Sıradaki içerik:

Sosyal Sorunlar I