e
sv

Türkiye Ekonomisi IV

Türkiye Ekonomisi IV
avatar

Devletsel

  • e

    Mutlu

  • e

    Eğlenmiş

  • e

    Şaşırmış

  • e

    Kızgın

  • e

    Üzgün

Türkiye Ekonomisi IV. Tarım toplumlar için oldukça önemli ve gerekli bir faaliyet alanıdır. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde hem özel kuruluşlar hem de devlet tarafından denetim ve kontrol altındadır. Tarımsal faaliyetler genel olarak bitkisel ve hayvansal üretim ile balıkçılık olmak üzere üç ana başlık altında değerlendirilebilir. Tarımsal üretim, ülke ekonomisinde istihdam alanları yarattığı gibi sanayi ve hizmet sektörleri için de önemli bir hammadde ve ürün kaynağı oluşturur.

Türkiye Ekonomisi IV

Türkiye Ekonomisi IV

Ekonomik yapı içinde tarım sektörü, önemi ve büyüklüğü açısından birincil sektör olarak kabul edilir. Tarım sektörü, diğer temel sektörler olan sanayi ve hizmet sektörleri için de oldukça önemlidir. Tarım sektörünün ekonomik gelişme süreci içinde oynadığı bu önemli role, sistemli bir biçimde ilk olarak Fizyokrasi ekolü altında değinilmiştir. Tarım sektörü, bitkisel ve hayvansal ürün üretimi, denizcilik ve ormancılık faaliyetleri, ürünlerin işlenmesi ve saklanması süreçlerini kapsayan iktisadi bir sektördür.

Bu sektör içinde, üreticiler ve tüketiciler, tarımsal araziler, tarım makineleri, işletmeler, çalışanlar ve yöneticiler gibi öğeleri barındırır. Tüm bu öğeler bir arada bazı ortak işlevleri yerine getirir. Tarım sektörü bazı özellikleriyle sanayi ve hizmet sektörlerinden ayrılır. Açık havada ve doğada yapılan tarımsal faaliyetler iklimsel ve çevresel şartlara bağlıdır. Teknoloji diğer sektörlerde olduğu kadar etkin bir biçimde kullanılamamaktadır. Diğer bir farkı ise daha emek yoğun bir sektör olmasıdır. Tarım sektörünün organizasyon yapısına bakıldığında özel sektör kuruluşları, kamu iktisadi teşekkülleri ve ilgili bakanlık teşkilatlarının bir arada çalıştığı görülür.

Sayılan bu birimler alım, satım, kontrol, koordinasyon, düzenleme, kısıtlama ve yönlendirme gibi çeşitli işlevleri yerine getirir.  verilerine göre Türkiye’de tarım ve orman arazilerinin büyüklüğü yaklaşık bin hektardır. Bu alanın %63’ü tarımsal arazi geri kalanı ise orman alanıdır. Toplam tarımsal alanın %62’si işlenen tarımsal alan geri kalanı ise çayır ve mera arazisi konumundadır. Türkiye’de tarım arazileriyle ilgili en önemli sorun, çoğunlukla arazilerin oldukça küçük birimlerden oluşması ve aşırı parçalılık durumudur. Ayrıca tarım işletmeleri küçük geleneksel aile işletmeleri şeklindedir. Bu durumlar sektörün etkinliğini ve verimliliği düşürmektedir.

Türkiye’de tarım sektörü denilince akla iki tip tarımsal üretim gelir.

Bunlar; bitkisel ve hayvansal üretimdir. Ülkemizde bitkisel ürünlerde pazara yönelik üretim miktarı yüksekken, hayvansal üretimde bu oranın düşük kaldığı görülür. Bitkisel üretimde en büyük pay tahıl ve diğer bitkisel ürünlere aittir. Tahıllar içinde de en fazla ekili alanı bulunan ürünlerin buğday, arpa, mısır, çavdar ve çeltik gibi bitki türleri olduğu görülür. Diğer bitkisel ürünlerden üretim miktarları bakımından en önemlileri; şeker pancarı, patates, pamuk, ayçiçeği ve kuru baklagillerdir. Türkiye’de toplam sebze üretimi 2017 yılı verilerine göre milyon tondur. Sebze üretiminde en büyük pay domates, karpuz, biber gibi meyvesi için yetiştirilen sebzelere aittir. Onun ardından soğan gibi yumru ve kök sebzeleri gelir.

Akdeniz bölgesi sebze üretiminde başı çeken bölgemizdir. Türkiye’de 2017 yılında toplam 800 milyon meyve ağacında 21 milyon ton meyve üretilmiştir. Türkiye’de hayvansal üretim bitkisel üretime oranla daha geridedir. Ülkemizde canlı hayvan üretimi; sığır, koyun, keçi, kümes hayvanları, arıcılık ve ipek böcekçiliğinden oluşur. Türkiye’de toplam hayvansal üretimin %63’ü canlı hayvan üretiminden oluşurken, kalan %37’si hayvansal ürünlerden oluşur. Ancak pazarlanma oranlarına bakıldığında tersi bir durum söz konusudur. Canlı hayvan üretimi ile bunlardan elde edilen ürünler arasında temel bir fark vardır. Canlı hayvan üretimi sırf tarımsal bir faaliyet iken, bunlardan elde edilen ürünlerin üretimi daha ziyade endüstriyel bir faaliyeti gerektirir.

Tarım Türkiye için önemli ekonomik faaliyet alanlarından biridir. Tarımsal gayri safi yurtiçi hasılanın toplam hasıla içindeki payı 2000 yılında yaklaşık 16 milyar lira iken, 2017’de 189 milyar liraya yükselmiştir. Türkiye’de tarımın istihdamdaki payı ise 2000-2017 döneminde %36’dan %19,4 seviyesine gerilemiştir. Bu azalmaya rağmen, tarımsal istihdam payı gelişmiş ülkelere oranla hala çok yüksektir. Örneğin bu oran AB ülkeleri için ortalama %4,2 ve ABD için %1,5’tir. İdeal olan, “tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla oranı” ile “tarımsal istihdam oranlarının” birbirine yakın olmasıdır. Ancak Türkiye’de tarım sektörünün bazı yapısal sorunları bu duruma engel olmaktadır. Tarımsal ekonomik faaliyetlerin bir diğer önemli ayağı tarımsal dış ticarettir.

Türkiye Ekonomisi IV

Tarımsal dış ticaret, öncesi dönemde Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir yer tutmaktaydı. Ancak günümüzde Türkiye’de tarımın ihracat açısından güçlü bir sektör olmadığı söylenebilir. Yıllar içinde tarımsal ihracat rakamsal olarak artış gösterse bile genel ihracat içinde oransal olarak bir gerileme söz konusudur. Türkiye’nin en çok tarımsal ihracat yaptığı ülkeler sırasıyla Irak, Almanya, Rusya, İtalya, Fransa, Hollanda ve İngiltere’dir. Tarım sektörü yapısı itibarıyla devlet müdahalesine ihtiyaç duyan bir sektördür. Bu ihtiyacın gerekçeleri şu şekilde sıralanabilir:

Türkiye’de uygulanan tarım politikaların temel hedefi, kaynakları etkin bir biçimde kullanarak ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörü oluşturmaktır. Bu amaçların gerçekleştirilmesinde tarım politikasının bir parçası olan tarımsal destekleme önemli bir role sahiptir. Türkiye’de tarıma yapılan destekler doğrudan ya da dolaylı biçimlerde yapılan gelir desteği, teşvik veya vergi iadesi şeklinde yapılan fiyat desteği veya eğitim, ar-ge ve pazarlama desteği olarak yapılan diğer destekler şeklinde sıralanabilir.

Tarım sektörü geniş anlamda bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi ve pazarlanması süreçlerini kapsamaktadır. Ekonomik olarak yarattığı değer açısından toplumların refahı ve ekonomik gelişimleri için oldukça önemli olan bir sektördür. Ancak sektörün üretim ve pazarlama süreçleri değişken ve istikrarsız bir yapıya sahiptir. Ayrıca ülkemizde tarım sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıla ve istihdam oranlarındaki payı giderek gerilemektedir. Bu nedenle tarım sektörüne yönelik uygulanan politikalar oldukça önem taşımaktadır. Bu politikalar ülkemizde öncelikle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından daha sonra diğer bağlı kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Türkiye’de uygulanan tarımsal destekleme politikaları, dünyada gözlemlenen yapıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.

  • Yüksel
    1 saniye önce

    Tarım ülkesi dediğiniz 80 milyonluk toplumun sadece 15 milyonu tarım ile ilgileniyor. hafta sonları köye gidip mangal yapmak tarım ekonomisine bir fayda sağlamıyor. Ekilmeyen araziler, hazineye ait araziler, eğimli araziler vs. toplamı ülke yüz ölçümünün %62 sini oluşturmaktadır. kalanında Kentler, kasabalar var geriye kalan kısımda Tarım yapılıyor. Pamuk yunanistandan ithal, Soğan Mısırdan, Suriye den ithal. Büyük şehirde yaşayan her beyaz yakalının hayali egede küçük bir kasabaya yerleşip butik otel açma fantazisi ne zaman köye yerleşmek olarak değişir ise o gün ülkede Tarım başlamış olacak. Köy kahvesinde okey oynarken “Mazot çok pahalı yaa” diyen emmi ye de Selam olsun

    yorum beğen

Sıradaki içerik:

Türkiye Ekonomisi IV